16 Ocak 2012

zor kararların adamı olmak istemesem de olduruyorlar


  • çok zor bir seçim yapmam lazım, yani aslında ikisinden hangisini seçersem kaybetmiş olmayacağım Allah'a çok şükür ama, ikisini de istiyorum ama sadece birini yapabileceğim.  
  • Beslenme Çantası'nı iyice boşladım. Aslında 1 buçuk aydır kitap okumadım ve huzursuzluğum tavan yaptı bu yüzden. son okuduklarımı da bir türlü yazamadım, patates olmak üzere güzelim site.
  • Ormanları ve sincapları ve ördekleri, hele ki yeşilbaş ördeklerin o daimi gülümseyen gözlerini ne kadar sevdiğimi fark ettim.
  • Meyve olsam meğer armutmuşum. Şu eğri büğrü, lekeli ama tatlı olanlardan.
  • Arıza kadınlara hep hayranmışım, benim arızam da anksiyeteymiş. Hiç cool bir arıza değil, kahretsin; lanet health anxiety. Forumları, tırıları vırıları varmış, telefon hatları falan, ona girişsem fena olmazmış.
  • Kardeşimi çok özlemişim, bir de vapurları. Martı seslerini. Burada da martılar var ama bir tek çirkeflik yapmayı biliyorlar. Sanki güvercinler mahalle karısı, martılar mahallenin bıçkın delikanlıları, ördekler açım desen yemek verecek sevimlilikte minik teyzeler, sincaplarsa afacan çocuklar. tavşanlar şimdi sadece gece ortaya çıkıyolar. 
  • Bu memlekette diyet bisküvi bile tereyağlı, bir nane de "all butter " olmasın, olmasın yah.
  • Memleketi çok özlesem de herkesi deliler gibi özlesem de bu yeni memleketi, ingiltereyi seviyorum. Burada beni büyüleyen bir şey var. Her şey istediği kadar modern olsun, özü o kadar eski ki buranın o modernlik iğreti duruyor. Annem "her bölgeye bir apartman yapmışlar, sonra ne kadar çirkin olduğunu görünce vazgeçmişler, bir tanecik numune kalmış" demişti gezerken, ne kadar haklı. Bu komik çatılı evlerin, sessiz sokakların, her şeyi ile bize yabancı ama yine de içimizdeki merakı cezbeden hınzır patikaların, ansızın bastıran yağmurların, karga kılıklı kuzgunların, severus snape'imin memleketinde, hem yalnız bir yabancı, hem de gönlünün bir kısmı ile buraya ait olmayı başarmış bir garip kulum işte...
bir de şunu anladım, depresyon benim DNA'mın baş harfi. ben onu kabullenmeli, eh mevlam da beni bu kusurla yaratmış demeliyim sanırım.

İskoçya bağımsızlığını istiyormuş, ben ise bağımlılıklarım için bir kadeh dolusu sütlü kahve kaldırıyorum;
 oy, mate!!!


1 yorum:

ege dedi ki...

caniş, insanın kendini tam olarak görebilmesi için, çok iyi tanıdığı ve tanındığı çevrelerden şöyle bir uzaklaşması gerekiyor bence. sen de bunu yaptın ve iyi geldi sana. anksiyeteni bile yeni gözlerle gördün! tamam mı, devam mı, your call...