kaplanin dogum gunu, bebekler ve ebeveynler

haftaya Kaplan 1 yasina giriyor, ama biz dogumgununu 1 hafta erken yaptik. Cunku onun dogumgunune rastlayan haftasonu tatil ve herkes bir yerlere gidiyor. biz de dans pistinde yapayalniz salinan kapito gormeyelim diye herkesi 1 hafta once davet ettik...

Efendim dogumgunu senlikleri Buckingham sarayinda zarif bir kokteyl ile basladi, olayin heyecanindan bezlerini dolduran bebekler ogleden sonra westminister abbey"de halay cekerek eglenceye devam ettiler demek isterdim ancak kendi capimizdan cikamadik, boyumuz kadar konustuk ve bizim koyun village hall'unu kiraladik. Tabi zaten 1 yas partisi icin daha ne olabilir bilemiyorum. Daha cukunun yerini tespit edemeyen bir kucuk bebe icin onca tantana.. Evimiz kucuk olmasa zaten bu kiralama olayina da girmezdik. Bu sene o kadar cok dogumgunune gittik ki uzerimizde sosyal baski olustu. Biz de dogum gunu yapmaliydik! Kapito ileride resimlere bakip: anne, baba, hani benim ilk bortdeyim, dememeliydi. Annem ve kizkardesim su an yanimda olmasaydi hayatta oyle bir yukun altina girmezdim ama hep beraber olunca bir organizasyona giristik. village hall'un turkcesini bilmiyorum, koyun etkinlik salonu. Hall kiralandi, yemekler planlandi, pasta yapildi, birkac oyuncak alindi. Susleri serdik, balonlari sisirdik, oyuncaklari yaydik. Ortamimiz superdi, bebeklerin hepsi salyalarini akitacak, mutluluktan bezlerini dolduracaklardi.


sanki ortamimiz da fena degildi hani

kekimizi kendimiz yaptik ve fena da degildi yani. itiraf ediyorum kekler sonup durdu ve biz de yaptigimiz basarisiz kekleri ust uste koyup pasta yaptik. (cidden su pastanin 3 kekten olustugunu soyluyorum size, valla) su hayatta "firinimdan genel olarak cok memnunum ama KEKLERIM KABARMIYOR" diyen kadin olmak da nasipmis. evet keklerimiz kabarmadi. ama kekimiz baby-friendly idi yani sekersizdi, pure maple syrup ile yaptik. Boylece bebekler geldikleri dogumgununde kek yemeden gitmediler. (wow, muthis insanlariz)

Ayrica dogumgunlerinde ennnn gicik oldugum sey d.gunu sahibi olan cocuga gelen onca hediye, ve diger cocuklarin o hediyelerini acarken bakmasi, bu yuzden her cocuga birer gift bag hazirladim. Boylece bebislerimizin hepsi dogumgununden elleri dolu ayrildilar ! Kendi hediyelerini elleri ile secip kendilerini iyi hissettiler.

Ebeveynler de kafa tokusturan, oyuncak paylasamayan, sumuk yiyen ve salya akitan bebislerin pesinde eglendiler mi bilmiyorum ama herkesten 'the food is amazing!' commenti aldigimiza gore en azindan tummyleri-gobek- bayram etti. (Biz yemek isine mi girsek la?)

yani ozetle guzel bir gundu, ama cok yorucuydu, sahsen bir daha boyle bir ise girismem,

kaplan mumu ufleyemeyince cocuklardan biri eeh be deyip gelip ufledi, buna cok guldum, ayrica cocuk olmak ne guzel sey ya, ye ic sic, begenmedigin insani isir, zora girdiginde bagira cagira yardim iste (ve gelsin) 

tanrim, tekrar bebek olabilir miyim?

oğlum küçük bir ırkçı

küçük bir ırkçı yetişiyor a dostlar!

Geçen hafta kaplan'ın developmental check'i vardı. İngiltere'de her çocuğu arada sırada yoklayan bir Health Visitor(HV) team var. Kapinin en son 6.ayda bir kontrolü olmuştu, bu da bir yaş kontrolu. Neyse bizim HV zaten değişip duruyordu. Randevumuz geçen haftaydı ama gelen giden olmadı. Bugün Kaplan'ın yarınki doğumgünü için hazırlıkları tamamlamaya çabalarken bir baktık ki kapıda biri duruyor. Arkadaşlar ortalama bir ingilizin kabarmamış kek gibi popo yaydığını düşünürseniz bir de devlet memuru ingilizi hayal edin. Evet manda boku kadar rahat adamlar bunlar. 'seni geçen hafta bekliyorduk margaret' deyince oh really so sorry falan lafı gene karıştırıp çömdü yere. Margaret zenci bu arada. Sizin Kaplan Maggy'i görünce parmağı ile gösterip dudaklarını öne çıkarıp püüffff diye protesto etmeye başlamasın mı. Kadın motor becerileri vs. kontrol için Kaplan'la yakınlaşmaya çalıştıkça Kapiş annemin arkasına kaçtı durdu. Normalde çok sosyal bir çocuk, kimseye böyle yapmaz tabi. Kadına da 'yabani bu eheheh' falan diye geçiştirdik :)
Neyse Maggy'e güzel bir sütlü çay, bol güler yüz ve tartılırken Kaplan'ın çıplak popişini de gösterdikten sonra uğurladık kendisini. Çayı beğendi.
Sen Kaplan, Irkçısın oğlum... püfff

Bu arada tarihe not düşmek için Kaplan'dan şu ana kadar çıkan kelimeleri de yazayım, ileride kendi annem gibi, 'sen bir şeyler diyordun ama ne diyordun?' demeyeyim. Şu ana kadar söyleyebildiği kelimeler: meme, bay bay, kuş, dört, kaplan, bak, gel.

back to work bitches



1 senelik koca bir dogum izninden sonra is basi yapmak cok garip bir duygu. O garipligi azaltmak icin’keep in touchdays’ denilen gunlerde ise geldim. 4 kere yarim gun yaptim. Iyi de oldu cunku dogum izninde para alamadim, o gunlerin parasini oduyorlar. Banka hesabim iflas etmis durumda. Dogum izninde arkadaslarla takilmanin bedeli Ingiltere gibi bir yerde hele Cambridge gibi araba park etmenin kaziga oturmakla esdeger oldugu bir ortamda cok agir.  

Haftada 3 gun calisacagim, part time. HR bana 23 gun tatil hakkim oldugunu soylemisti. Ise gelince bir de ne goreyim, 32 gunmus yanlis soylemisler(dumbukler). Bu izinleri sene sonuna kadar kullanma problemim ortaya cikti. Megersem sen dogum iznindeyken olan biten butun resmi tatilleri sen kullanamadin diye izinlerine ekliyorlarmis. 8 gun oradan gelmis. Kalani da bir seyler, bir seyler. Tiri viri, bir seyler dedi Kadin ama o an beynimde frekanslar OTUZIKI GUN IZIN MIIIIIII diye cazirdadigi icin tam anlamamis olabilirim. Sanirim part time sozlesmeyi yeni imzaladigim icin su ana kadar tam zamanli calisma ustunden izin hesaplamislar. Agustos-aralik arasini yari zamanli izin olarak vermisler, falan, filan.

Yani dostlar sene sonuna kadar 2 gun calisiyorum! Wooohoooo yasasin ingilizlerin himbilligi ve dumbuklugu. Ayni himbilligi ve dumbuklugu turkiye’deki firmalara da diliyorum en tez elden. Insan gibi calismak herkesin hakki.

Kağıt Kırlangıç

http://kagitkirlangic.com/ - yeni kitap blogum. eski yazılarımı da taşıdım ama inşallah sıklıkla yazarak yeni içeriğin eskisinin tepesine çıkmasını sağlayacağım.

Adına karar verebilirsem bir de İngiltere Seyahat Blogu yapma amacındayım, ingilizce yazacağım ve inşallah onu da burada açmayı başarırsam paylaşacağım!



taraf olmak istemiyorum artık

hem selahattin demirtaş'ı hem osman pamukoğlu'nu seviyorum abi
sanane?

İçimde patlamak zorunda kalan facebook hezeyanları

Doğumgünü tebriklerine teşekkür edenlerin üzerine:

mutlu yaşlar dilerim canım, paraysa para, pompaysa pompa, ne dilersen ona tez kavuş bu yeni yaşında diyesim gelir. Diyemem.

 Kahvaltı keyfi, havuz keyfi vs. yazanlar için

yavrum bizim evde de dünürlerle kavga keyfi vardı, necmiye ablangili yolduk, kocasının da gözünü oyup gönderdik

hep mi kahve keyfi, kahvaltı keyfi kardeşim; pazar sabahı pompa keyfi, kaynanamla yoluşma keyfi, evde karı koca kavga keyfi falan olmuyor mu hiç sizde, diyesim gelir. Diyemem.

Gururla Dudak Büzenler (veya kısa adı ile the büzüks)

Sıklıkla görüyorum ki aranızda X veya Y'nin haklı gururu ile dudak büzen bir kalabalık var. Büzmeyin abi, bakın Bülent Arınç'tır mesela teveccüh ile dudak büzerlerin şahı, ona göre ölçüp biçin, hesap edin, varın vazgeçin şu dudak büzme işinden. Yaşlı, çokbilmiş, itici gösteriyor insanı. Büzme la o dudagı diyesim gelir, diyemem.

Bir Profil Resmi olarak Vesikalık Fotoğraf

Bence muhtarlıklara, yazı dağıtmalıyız. Sosyal medya ve çeşitli İNTERLERLERDE vesikalık fotoğraf ikinci bir emre kadar yasaklanmıştır diyerek. bu sarsıcı toplumsal bulaşıcı hastalık başka türlü engellenemeyecek. Dayılar, yengeler,amcalar, yapmayın diyesim gelir, diyemem.

Bu yazıyı yaza Romen diyojen
facebook kullanmayı azaltmaya karar ver iyisi mi sen.

Türk arkadaş istiyorum! işte o kadar.

doğum iznine ayrıldığımdan beri sürekli bebekli ortamlarda, diğer annelerle takılıyoruz. bazen ortamda Türkçe Türkçe bağırasım geliyor. gerçekten. arkadaşlarımın %80'i yabancı. yakınlarda iyi anlaştığım bir tanecik Türk anne var. İzmir'deki arkadaş ortamımız o kadar güzeldi ki, çok özlüyorum. Cambridge'de pek çok Türk olması içimde belki burada da güzel bir dost meclisi oluşur ümidi doğurmuştu. ama olmadı. tabi ki burada ayrı ayrı ailecek görüştüğümüz, sevdiğimiz güzel insanlar var. Ama böyle hep beraber form ettiğimiz, İzmir'deki gibi bir arkadaş grubumuz yok. Kitap kulübümüz vardı İzmir'de, buluşmalarımızı iple çekerdim.
Ayrıca görüştüğümüz koskocaman bir arkadaş grubumuz da vardı. Şimdi düşününce herkes ayrı yere dağıldı geride kalanların ama ben yine de özlemekten kendimi alamıyorum.
Neyse, gittim kitap kulübü için Cambridge Türklerinin sayfasına ilan koydum şimdi. Hayırlısı.

aslında bu yazıyı şundan yazıyorum. yabancı arkadaşlarla dedikodu etmenin hiç keyfi yok. (derdini ...yim demeyin, valla öyle) Mummy group'ta bir kız var, single mum. Oğlu tüp bebek, sperm bankasından alacakmış ama sonra gay arkadaşı ben de baba olmak istiyorum deyince beraber anlaşma imzalayıp tüp bebek yapmışlar. Dün onunla iken Türk arkadaşıma tesadüf ettik. arkadaşın çocuğu yürüyor, pek konuşma fırsatımız olmadı. Ama sonra düşündüm bu olayı ona anlatmalıydım! hemen telefona sarılıp mesaj yazdım, ve ohhh çektim. Türk Türk dedikodu etmenin ballandıra ballandıra her şeyi konuşmanın keyfi hiçbir şeye benzemiyor anacığım. attığı her adımda sorry veya thank you diyen, sürekli kibar olma zorunluluğu ile hareket edilen yabancı arkadaş gruplarından gına geldi. Her şey çok yüzeysel. Ben böyle kütür kütür Türkçe konuşmak, gülmek, anlaşılmak ve anlamak istiyorum galiba.

uyku formulü- veya uykusuzluk mu?

imdat!
evrene sevgi, dilek, ot, osuruk gönderenler var ya, işte ben de onların kervanına katılıp evrene koskoca bir İMDAAAAAT göndermek istiyorum.

bir adet.
oğlan çocuğu.
2 saatte bir uyanıyor.

BU EVDE.

aslında 6 aylık olduğunda gecede 1 kere meme emmek için uyanırdı. fakat pirinç kadar bir kemik parçası olan DİŞLER adeta onun damaklarından çıkıp bizim mabadımıza girdi sayın okuyucular. Diş çıkarmaya çabaladığı günden beri çocuğumuz bir uykusuz kazım. zaten hiçbir zaman iyi bir uykucu olmadı (bana çekmiş)

Ulan sen bebeksin, sürekli kıpırdıyorsun, uyuman lazım diye ikna çabaları işe yaramıyor. Gözyaşı akmalı ağlatma da yapamıyorum. (yani yalancı ağlamalarına çok yüz ve ses vermiyoruz ama yaşları akmaya başlarsa dayanamam!)

ne yapacağımı bilmiyorum. mehmetle zombi gibi geziyoruz. bu çocuk nasıl uyur? bir çocuğu uyutmak ve uykuda tutmak nasıl bu kadar zor olur!

çok yorgun bir o kadar da yoğun!

bebekli hayat tam gaz gidiyor, pazartesi baby sensory / NCT buluşmaları, Salı Rhyme Time, Çarş. genellikle Sinema, Perş bir başka oyun grubu ve Cuma Bumps to Babies'e gitmek üzerine bir program kurdum. Salı'yı pek yakında yüzmeye açacağım.
Evdeki işleri döndürmek ve bir yandan bebenin yemeğini hazırlamakta çok zorlanıyorum. Saat 1 şu an ve işler yeni bitti. Ev temiz sayılmaz ancak çamaşırı bulaşığı bitirdim :(
yorgunum valla, ufacık bir dişin ucu çıkana kadar 3 haftadır anamızı belledi Kapito. uyku düzeni falan hikaye oldu. daha çıkacak 20 kusur dişi düşündükçe oof of.

İngilizden iyi uşak mı olur diyorlardı- peh!

Öncelikle ev işçisi sınıfına 'ha temizlikçi ha uşak' diye yüzeysel bir bakış atan başlığımın kusuruna bakmayın. Bugünkü yazımda size İngiltere'deki Beyaz British temizlikçileri çemkireceğim.

Çocuk doğmadan zaten çalıştığımız için, ev dağınıkmış, fırın üstü ocak batıkmış, bango silinmemiş falan pek takmazdık. Şahsen ben çalışırken 'emeen dur ev temiz olsun ben kadınım ya, ütü temizlik benden sorulur' demem, diyemem. Memo da ben de o evde yaşayan ve eve ekmek getiren iki insansak evin çekip çevirilmesinden de eşit sorumluluk sahibiyiz aklın yolu bir. Doğum iznine ayrıldığımdan beri ay çekeyim ay çevireyim diye helak oldum ancak olmuyor. Bebek, yemek, çamaşır bulaşık dörtgeninin dışında bir de evin genel mutfak banyo süpürge toz alma şeklindeki temizliğine vakit KALMIYOR. Bok içinde debelenmek diyebileceğimiz bir durumdayken başlarım böyle işe diyerek Facebook'taki bizim köy ve yakın köy sayfalarında temizlikçi arıyom uleeeyyn diye ilan verdim. Bu da beni birkaç macera sonucunda şu anki temizlikçim Alison'a götürdü.

Buradaki temizlikçiler ve ütü yapıcı kadınlar (evet bir de ütücü kadınlar var!) Türkiye'deki itilmişle kakılmış tiplerinden çok uzak. Tamam sosyal hiyerarşi olarak bakarsan lordlar kamarasında gezmiyorlar ama yaşam standartları senden benden farksız. Temizlikçimin arabasının markası modeli ve model yılı benimkinin aynısı mesela. Zaten size bir şey diyeyim mi, böyle temizlikçiliğe can kurban. Dolap silmez, fırın temizlemez. Tek yaptığı toz almak (ki ben şanslıyım, benimkisi objeleri kaldırıp toz alıyor. Normalde bazı temizlikçiler eğer toz alınacak yerde bir şeyler duruyorsa kitap vs. onları kaldırmanızı bekliyor, kaldırmazsanız tozunu almıyormuş) süpürge, banyo, mutfak temizleme. Hani orada çöp var onu dökeyim ya da dolabı açıp rafın tozunu sileyim hak getire. En son mesaj attım, fırının içini temizler misin salı günü geldiğinde diye, bana cevabı: valla kusura bakmayın ben fırın içi temizleyemiyorum, ama oven cleaning yapan bir arkadaş var kartını getiririm. Yürü be gülüm. Oven Cleaning şirketlerini duymuştum da, bizim anamız babamız kendileri silerdi yani. Ne bileyim sadece oven clean eden bir şirketi kafamda oturtamadım.

Kadın en azından söz verdiği gün ve saatte geliyor. bundan önce anlaştığım, Sorreeeyy diye ekmişti beni, ne yapalım. En azından ev süpürge görüyor, banyo lavaboları kireç bağlamıyor be..

Valla Türkiye'de işsizseniz gelin Ankara anlaşması ile temizlikçi olun. Ben de haftada 20 pound'u size vereyim.