Bir bahar sabahi oldu mu simdi bu kaza



http://www.cambridge-news.co.uk/news/cambridge-live-latest-traffic-travel-12789959

Bu sabah, bu kaza yuzunden babam agladi. Dun cok kostum bacaklarim kazik gibi, dedim ki lan bacaklarim sunger bob'un guneslenmis haline dondu, en iyisi otobuse bineyim. Yanima da kaplanin buggy'sini aldim donuste okulda alicam ya.. tin tin otobus duragina gittim. Otobus zamaninda geldi cok mutluydum, hava gunesli kuslar cikliyor, cicekler serin ruzgarda sallaniyor falan. Audiobookumu da dinliyorum keyfim gicir.
Neyse sonra yolun yarisinda otobus zink diye durdu. Anam bi baktim polis kordon cekmis yolu kapatmis. Tabi gotum uc bucukladi hemen LAN BOMBA MI VAR LAN allahsizlar cambridge koyluk yer ne bombasi vicdansizlar diye panikledim. Ama Devir teknoloji devri, durur muyum tabii hemen telefonuma sarildim. Isin aslini ogrenmek basit. Twitter'da south camb policeforce'u takip ediyorum zaten. Hemen tweetlemis brit cops sagolsunlar, cok sukur sadece bir kazaymis. Hemen otobusun icinde ayaga kalkip bu yeni bilgiyi insanlara oldukca bilmis ve kool bir bicimde aktardim. Ehem ehem. Otobus soforu da kafasini kasidi, indi bir yerleri aradi. Geldi dedi ki minimum 2 bucuk saat yol kapali. Ohoo oradan yurumek 50 dk zaten millet indi hemen. Ben de indim. Aslanlar gibi yuruyorum. Mehmeti aradim haber verdim hemen, sakin gelme buradan, Histon'dan dolas! diye :p
Cok mutluyum fildir fildir yuruyorum ki o da ne??! Yolun yarisinda fark ettim ki BUGGY OTOBUSTE KALDI. Tabii yine o an hemen benim klasik kaldirima cokup aglama sahnesi oldu. Ya neden ben bu kadar salagim diye dana gibi kosmak istedim. kostum da aslinda, ters yone dogru. Sonra guc bela otobuse vardim, buggy'i aldim, eve yurudum, bisikleti aldim. Eve yururken de koyun muhtariymisim gibi herkese el kol yapiyorum, YOL KAPALI DON DON diye. Pezevenklerin hic biri de takmadi iyi mi, oh olsun dedim gir gir in asagi kilit trafik kal orada verecek Allah cezani. CiNSLER! Olay mehmet'e yaradi, oo madem gec kaldin kaplani sen birak diye bana kilitledi. Yani ozetle arkadaslar, bisikletle 20 dkda gelinen, 3 millik yolu ben evi 7'ye on kala terk edip ise 9'u on gece vararak tamamladim.
Yalniz o herif de (simdi can cekisen adama pezevenk demeyeyim_) nasil carpmissa, arkadas patlama gibiydi ortalik, her yerde araba parcasi. sarhos muydu, neydi artik? hayatimda boyle bol parcacikli kaza gormedim tek arabayla hem de!

Bir Brit'e Muslum Babayi nasil anlatabilirsin ki?




Muslum Babanizi nasil alirsiniz? Ben cover ile alirim. Baskalarinin sarkilarini cok guzel soyluyor adam.

Peki ya bir Britanyaliya Muslum'u nasil anlatirsin?

Muslum Gurses dinliyorum, gozlerim dolu dolu, biri dokunsa hic durmadan aglayacagim. Yurtsuz, yalniz, anidan baska bir sey biriktirememis biri gibiyim. Kariyer desen, bir gemiye bindim gidiyorum. Hangi limanda inecegim belirsiz!

Ofisteyim, memleketimi ozledim(ozledim mi sahiden?), yalnizim, icki bile icmem ama bir kucuk raki acasim var, bahar geldi ama hala neden depresifiz, haksizliklara neden kimse ses cikarmiyor, neden insanlar bu kadar kotu, ergenligime geri mi donuyorum yoksa diyorum! Muslum Baba'ya bir fatiha okuyup derin bir nefes aliyorum ve calismaya devam ediyorum...


kimseye etmem sikayet, aglarim ben halime

Oyle bir hafta gecirdim ki kendimi tarihe not dusmek adina yazmak zorunda hissediyorum. Ustumden sanki kamyon gecti vallahi. Ileride cocugum acar okur, "vay be anam neler cekmis" diyebilir, veya diyebilir ki "vay be anama bak, ne mizmiz kadinmis, pes vallahi". Artik takdiri evladima birakiyorum. O ne isterse onu der.

Gunubirlik Oxford'a gittim geldim, gunubirlik Londra'ya gittim geldim, tam basardim ulen yaptim derken....

Tummy Bug'lara geldim, surum surum surundum!

Kusmali sicmali hastaliklar olmasa Britanya bir cennet. Hani su tummy bug dedikleri nalet mide virusleri var ya, biktim onlardan. Cocuk krese gitmeden oncesine dek biz bu mendebur mikroplarla tanismamistik. Bedenlerimiz de dimaglarimiz gibi tertemizdi. Tevekkeli degil bir kere eski sirketimde safra kesesi tasindan dolayi kustugum icin ise gec kalmis, bunu belirtmek icin mudurumu aramistim. Boyle boyle, biraz rahatsizlandim, gec gelecegim deyince, sen gelme ulan ayi muamelesi gordum, 1 hafta evden calis, ise gelme dedilerdi. O zaman anlamamistim, ne abarttilar yahu demistim ama simdi anliyorum. Biri ishalse veya kusuyorsa bu ulkede, o insanin 20 metre etrafina YAKLASMAYACAKSIN. Rule of thumb. Cocuktan dolayi bu ikinci oldu Tummy bug deneyimimiz. Valla Allah cezamizi neden veriyor bilmiyorum kimseye de bir sey yaptigimiz yok. What doesn't kill us makes us stronger insallah diyelim. Gecen seferki cok fenaydi ya, Kaplan bir yarim gun Italya'daki volkanlar gibi alt-ust patladi once. Sonra o iyilesti ee haydi iyilesti ise bari gidelim diye Cheltenham'a gittik, cunku manyagiz biz(onceden reservation vardi). Neyse Cheltenham'da ilk gece her sey superdi ama ikinci gece Mehmet groove dansi yapmaya basladiginda, 'iyi de mehmet, sen muziksiz dans etmezsin ki?' dememe kalmadan benim de havsalamda hafif salsa/flamenko tinilari baslayiverdi. Aman Allahim o gece nasil sabah oldu ve biz o kaldigimiz yerin sahibinden checkout sonrasi nasil beddualar aldik bilemiyorum ama o kapidan ciktik, ciktik ve geri donmek istemedik, her seyi arkada birakmak,unutmak, silmek istedik. Ayrica evliligimiz icin de guzel bir test oldu bu, biz birbirimizi gercekten o kosullar altinda bile sevdiysek bizi hicbir sey yikamazmis onu anlamis olduk! Oyle igrenc bir seydi yani bu lanet tummy bug. Neyse ki bu defaki Kaplan'i sadece ustten patlamali carpti, bizi ise hafif karin agrilari seklinde yokladi, cok sukur! Kaplan hala hasta gibi, tam iyilesemedi, bir kac mikrop birden ayni anda almis olabilir, aman yani baska tummy bug almasin da.

Eyyyyyyy Danimarka, Hollanda, siz kimsiniz uleyyn

Iki gundur bir tatavadir gidiyor, Hollanda ile olanlarin bizimkilerin sadece haritada Hollanda'ya bakip, "kucucuk ulke lan, biz bunlari yeriz" demelerinden kaynaklanmis olabilecegini dusunuyorum. Neyse Avrupa'da yasayan bir Turk olarak olaylar canimi sikti sikmasina ama gecen hafta schengen basvurusuna gittigim Danimarka basvuru merkezi daha da canimi sikti. Ilk gittim suratima bakmadilar, randevusuz gelemezsin dediler. Oysa ki telefonda randevu almak icin konustugum hatun kisi bana 'kop gel ya ne randevusu' demisti. Sinirimden aglayacagim, elimdeki belgeleri salliyorum, 'kardesim ben Cambridge'den geldim bugun, isten izin aldim, bana telefonda walk in dediler, gel dediler!!!' Turkish passport ile olmuyor canim o isler diye agiz burun egdi kadin ama sonra artik ben nasil el kol salladiysam elimde oglumun Ingiltere Pasaportunu gordu. Iste o anda akan sular durdu. Oooo sizi soyle alalim oldular cunku ailemde EU pasaportu olan birisi varsa ben :
- basvuru ucreti odemiyorum
- randevu almak zorunda degilim istedigim zaman gidebiliyorum
- hicbir belge vermeme gerek yok ucak biletleri disinda
- sonuc 2 gunde cikiyor.
Yuh dedim yuh. Turkiye cok guclu, cekemiyorlar diyen Aile bakanimiza bu animi hediye ediyorum. Oglum Ingiltere Vatandasi olmasa, Schengen bolgesinde sumuk kadar degerim yok.

Pes ettim artik. Gitmiyorum Lan Kursa Mursa!

Suluboya kursumun bitmesine son 2 hafta kaldi ama hem hocanin mezar kabul gorevlisi ayarindaki sen ruh halinden, hem de o saatlerde artik beynimin kulagimdan akmasina ramak kalmasi hissinden dolayi ben PES dedim, beyaz bayrak salliyorum. Evde kendi sulumu, kendi boyami kendi imkanlarimla haftada bir gece yapayim yeter. Su siralar eve tek parca ve beynim akmadan varabilmek daha gercekci hedef benim icin.

Cocuklu bir arkadasimla iki haftadir Amerikana kitabini konusmak icin bulusma plani yapip, sonra iptal ediyoruz. Cok komik. Ikimizin de yeni yil hedefleri icinde 'daha cok pub'a gitmek' vardi. Muhtesemiz, muhtesem!

Ebeveynlikte yeni taktikler

Anne babalik Mehmet ve benim icin inisli cikisli bir surec oldu hep. COCUGUMUZ UYUMUYOR.
Cocugu uyuyanlara haset etmedik valla bak. Hic fesat insanlar olmadigimiz gibi, surekli kendi icimizde muzakere edip, bu cocuk neden uyumuyor, soyle mi yapsak, boyle mi yorsak? gibi acilimlara girdik.
Fakat artik tukenmis bulunuyoruz. Cocugun 3.5 yasina gelisi ve hala bizim normal bir hayat yasayamaya olusumuz bizi desperate times brings desperate measures noktasina getirdi.
Su an amazondan bir stair gate soyluyorum. Duvara civilenenlerden.
Odasinin kapisina takip, kendisi uyumaya hazir olsa da olmasa da odasina koyup, daha sonra kocisimle mutlu yarinlara kosmaya karar verdik.
 :)(:

VAKAI-ANAHTARIYE : Bir unutkanlik destani


Dun normal bir gun gibi baslamisti. Butun gun hava boktandi, karnim acti, ve yorgundum. Her sey olmasi gerektigi gibiydi yani.

Saatler 17:15'i gosterdiginde, onumde oturan arkadas sanki ben cok anliyormusum gibi bir sey sordu bana. Ben Turk'um arkadaslar. Bilmiyorum diyemem. Tabii ki magrur bir sekilde ayaga kalkip arkadasimin monitorune, soz konusu probleme bon bon bakmaya gittim, planim bir iki dakika bakma ve 'hmm hmm'lama eylemini icra edip sonra arazi olmakti. Fakat sorun gercekten cok ilgincti. Daha da ilginci cocugun bana gosterdigi platformu daha once hic gormemis olmamdi. O an artik NEDENSE, NE GEREGI VARSA, ilgimi cekti. Ilgimi cekti cunku bilmeyisimin, haberdar olmayisimin derecesi beni  urkutmustu, sakin bon bon bakma planlarim LAN BUNLAR NE, NE LAN BUNLAR diye ekrana dehset icinde bakmamla yer degistirdi. Bizim ogrenci anketlerinin mobil app'ini yapiyorlarmis, bir tane JavaScript konsolu acti, oradan compile falan etti hatayi bana gostermek icin. Kaldim primat gibi bakiyorum. JavaScript ve compile?

Beynimdeki uyari mekanizmasi : SAATE BAK dediginde, ne ben sorunu anlayabilmistim, ne bir sey. Hmm yapamamistim bile, o denli apisip kalmistim. Panik icinde, Cocugumu kresten almam lazim, sabah bakariz dedim firladim ama sinirim COK bozuk. Cok. 35 yasindayim, JavaScript'teki gelismeleri takip etmek icin cok yasliyim gibi geliyor bazen. Eve gidince CV'mi print edip durum yapip yemeyi hayal ede ede cocugun okuluna gittim.

Baktim ki kapida beni yardimci ogretmen bekliyor, ve normalden farkli olarak bayagi iyi davraniyor bana. Son bir iki aydir, okula girisim cocugu KAP-CIK modunda. Cunku eskaza oyalanirsam biri muhakkak yanima gelip Kaplan su yaramazligi yapti, bu yaramazligi etti diye basliyor.  Darp, adam kacirma, dolandiricilik, ne ararsan var Kaplan'da. Neyse ben bu normalde suratsiz olan kadinin bu ekstra kibarligini gordugum an anladim bir seylerin ters gittigini. Bizim Kapis kosarken kafasini kapiya carpmis. Kadin bana bunu tatli tatli anlatti, tutanak tutmuslar onu imzalatti, Arada da bir guzel laf soktu: kendini kontrol etmeyi bilmiyormus da, dana gibi kosturuyormus da,  Neyse ben bu kagidi elime aldim, arkasinda bir suru felaket senaryosu var. Cocugu izleyin sunlar olursa doktora gidin bilmemne. Benim beynimde Kemalettin  Tugcu tarafindan yonetilen bir bolum var arkadaslar. Boyle seyler olunca orada cesitli senaryolar yazilmaya baslaniyor. O kagit parcasindaki Head trauma kelimesini gorunce beynimin o bolumu is basina gecti tabii, bayagi bir moralim bozuldu.

Yikilmis bir bicimde okuldan ciktim, Kapisimin kucuk sicak eli elimde, otobus duragina yuruduk. Normalden yavas mi yuruyordu? Normalden sessiz miydi? Surekli bunu dusunuyorum bir yandan da. Kaldirima cokup turku cigirmadan otobuse bindik neyse ki. Otobuste seninki uyudu, inilecek duraga geldik uyandir uyandirabilirsen. Dag koylusu gibi vurdum Kaplan'i sirtima otobusten indim. Yemin ederim hayatimin en zor eve donusuydu. Bildigin sirtimda 19 kiloluk cocukla yaklasik 10 dk yurudum,..Kapiya gelince cuval gibi biraktim oglani yere. Neyse ki yagmurdan uyanmisti.

Eve geldik cok sukur derken...
Bir de baktim ki anahtarim yok.
Anahtarim.
YOK!
Kaybolmamasi, unutulmamasi icin 3 ayri anahtarlik taktigim, ustunde arabamin, evimin, bisikletlerimin kilitlerinin, is yeri kartinin takili oldugu 1.5 kg'luk yumak.
Unutmusum! Yok!

Kapis, kaldik kapida bohuhuhuhaee dedim. Kaplan aaaaaaaaaaa dedi. Cocugum benden kibar. Mehmet'e haber verildi, ama trafik varmis. Bekleyecegiz mecbur.
Bahcemize girdik, bahcede tahta barinak var oraya girdik, Mehmet'i bekledik. Neyse ki Mehmet eve geldi de kurtulduk.

Sabah uyandigimda dun olanlara ragmen mutlu ve huzurluydum.

Dongu basa donmustu. Ise geldim. Is yerinin karti nerede? Tabii ki anahtarliktaydi. Lanet olsun dostum, lanet diye cop teneksine tekme atacaktim ki, dur ya, Remi'i arayayim insin bana kapiyi acsin derken bir de fark ettim ki cep telefonumu da unutmusum!!!!

Sogukta 15 dakika bekledim. Ben erken gelip erken ciktigim icin, ekstra erken geliyorum ise. Sabah 8'den once pek kimse gelmiyor, normal calisma saatleri 9:00-17:30 oldugu icin. Biri gelene kadar popom dondu. Neyse nihayet biri geldi, iceri girdim. Masama geldim, anahtarim YOK! Delirdim. Butun cekmecelerimi, masanin altini, olasi her yeri detayli aradim. Ofisteki arkadas(su bana dun soru soran hem de): cantanda olmasin? dedi. Cantam. Dun yanimda olan cantam. Yok ya, hayir olamazdi. Cantam bana bunu yapamazdi! Normalde cantamin yan cebine koyarim anahtarimi, orada yoktu. Sonra ic kismina baktim. Anahtarliklarim bana ELLLOOOOOO dediler.

O anda gercekten kafamdan asagi bir kova buzlu su dokulmus gibi dondum. Ruhum muhtemelen bedenimden cikti, odanin tavaninda en koseye sindi, 35 yasinda, sakar, unutkan, beyninde uc hucre kalmis bedenine soyle tiksintiyle bir bakti.

Anahtarim basindan beri benimleymis.

Gulmeye basladim.
Guldum, guldum. Bir tatile ihtiyacin var dedi arkadasim. Daha yeni 2 haftaligina Turkiye'den geldim oglum ben, dedim.

Sonra nilufer yapragina kurulan irice bir kurbaga gibi masama kuruldum, boynumu gomdum, sandalyeme yerlestim. Kahvemi yudumlayarak bu yaziyi yazdim. Bunu buraya IBRET-I ALEM adina birakiyorum. Vallahi kendimi falakaya yatirabilsem, yatirir, kendine gel, derim. Bu ne unutkanlik ayol!

Yapamamak

Yapamiyorum, yapamiyorum, istedigim hicbir seyi vakit bulup yapamiyorum.

Surekli konusuyorum, BUNU YAPACAGIM, SUNU EDECEGIM.

Ama her gece bir patates cuvali gibi yigilip kaliyor, ve 'yarin bakarim artik' diyorum.

Nereye varacak bu 'yapamama' hali?

Tek istedigim yazmak, cizmek, bir de sosyallesmek.

Bir garip playdate hikayesi

Benim oglanin Nursery'de (kres) bir best friendi oldu!

Muhtemelen teyyare olup beraber ucuyor bunlar, baska bir sey yaptiklarini sanmiyorum. Ama dedim ki madem cocuk Keelllum(okunusu boyle bir sey) ile oynamak istiyor, bir bulusma ayarlayalim. (playdate)

Nursery'e cakilan maillerden sonra, C.'in annesin E'den bir mail aldim, hemen bir bulusma ayarlandi. Biri daha ilgilendi bu bulusmayla, kizi olan bir adam: M.. Haydi sen de gel dedik ona da. Merak etmeyin, kotu seyler olmadi boyle ucuncu sayfa haberi gibi sadece bas harfleri vermemin sebebi sadece Allah esirgesin, bir sekilde blogumu bulur, Google Translate motorlarina yuklenir ve benim hakkimda mi yazdin Neriman? Nalcak! diye ustume gelirler korkusundan. Nitekim gecen sene yaratici yazarlik kursunda, sizi bloguma yazdim dedikten sonra uzerime dolma kalemlerle: ne? nasil ? neden? nerede? diye saldiranlari unutamiyorum!

Efendim buluşmaya gittik baktım C ve annesi E kapıda bekliyor. Sonra A ile babası M geldi. Aman allahım A'nin babası nasıl yakışıklı bi adammis, adonis mubarek. Boyle ne bileyim unlu biri gibi bir gorunusu var, adam parliyor, cavil cavil. Kiyafetler falan designer, belli! Ben tabii ki bulusmaya gitmeden once tam bir stalker gibi bunlari Facebook'ta aratmistim, gorurum de kim olduklarini anlayamam korkusundan. Ben M'yi aratınca cambridge'de ayni isimde normal bir vatandas cikmisti ilk. SEN O DEGİLSİN M!!! diye haykırıp omuzlarından sarsmak istedim. Allah sahibine gani gani bagislasin, adam 750 watt mikrodalga fırın gibiydi, E erime belirtileri gösteriyordu. Zaten o gelince E beni hepten unutmustu. Canak antenin uyduya donmesi gibi herife bir dondu bir dondu, donus o donus, o kafa bir daha donmedi bana!
Ama Aslan M beni ihmal etmedi. Ar yu TÖRKİŞ diye lafa girdi, universitedeki roommate i turkmüş falan fistan. Istanbul'a gitmiş çok sevmiş. Adamdaki Turk ve Turkiye sevgisi, sempatisi, bende yok oyle diyeyim ben size.
Bu arada bulusmadan once, E'nin Facebook'una bakmak beni depresyona sokmaya yetmisti. Kadin Okyanus Bilimciymis!! TV'lere cikip konusan bir tip. Bilimkadini... Ya ben bu kadinla ne konusacagim simdi diye epey tasalanmistim, ama Allahtan M'nin dehsetli yagusuklu varligi, E'nin benim pacoz benligime teget gecmesine sebep olmustu.
Tanrım kadin yine bbc radyo bilmemkaçta  küresel isinma ve okyanuslar üstüne konuşacakmış. gulumseyip onaylayarak dinlerken icimde bir sey bir tarlanin ortasina gidip bagirmak istiyordu. Lanet karı ya, kucagındaki iki tane cocuk, biri 3 yaşında biri altı aylık. Super human mısın ben kıcımı zor siliyorum sen BİLİMİNİ NE ARA YAPIYOSUN BE KADIN diye o anlattıkça ben tokatlamak istedim kadini.

Sonra bir kim ne iş yapıyor muhabbeti başladı. E kendi isini o kadar amazink bir sekilde anlatti ki altta kalmamaliydim. Cok zekiydim. Computer science okudum diyerek ucundan kıyısından da olsa science minderine popomu attim. Bilimse bilim ulan! Sana yedirtmezler :)) Bizimki de Information bilimi, facebook'a  twitter'a falan giriyorum is yerinde butun gun. Haber yorumu okuyorum, sonra bunlari sentezliyorum. Boru mu bu? Bu da bilim. (Boyle demedim tabii) Efendim Virtual Learning Environment kodu yaziyoruz dedim, havali durmasini umut ederek. Kadin okyanus bilimci ya. OKYANUS BILIM. KURESEL ISINMA. bunlar benim boyle sagda solda gorup uc cumle okuyup ikinci cumlenin yarisinda 'sut bitti mi alsam mi' diye dusunmeye basladigim agir konular. Burada atom parcalayip protonlara haiku falan yazdirsam ancak "vay, veri interestink" dedirtirsin herhalde boyle birine. Kadinin isi bomba ! Kiskandim...
M de PR'cıymış sanırım. Sosyal bilimler. Aman canim, senin cool olmak icin bilim  yapmana gerek yok bebisim dedik adeta E ile ikimiz. 
Asil bomba su ki, adam ev erkegiymiş!!! çalışmıyormuş. Karısı astra zeneca'da bilmemne direktörüymüş. Bu da oyle kendi halinde bohem bohem takılıp cocugu getir götür yapıyormus.E burnunu cekiyordu.. Adeta "senin gibi adamı biz de bulsak eve koyar ev erkegi yapardık M'cigim, deli misin"diyordu. Onun kocası da IT'ciymiş. haspam senin bey ne iş yapıyor diye de sordu, onu da soyledim...Bluetooth yapiyor benim kocam. bluetooth isinde. Kod mod yaziyor o da. Hic anlamam ki o islerden? Benim isimin pek cool oldugunu soyleyemem ama belki onunki cooldur..Aksam eve gidince bir sorayim.

Ya A??? Ya o kucucuk kiz? Bir başladı.... Annem christmas kutluyor, babam hannukah kutluyor, ben ikisini de kutluyorum. Vay babasının kemiği lan ben hannukanın ne oldugunu 20 yaşında öğrenmişim kız kalktı bana resmen dinler tarihini anlattı. Yılbasında Tenerife'e gitmişler. Tek gözümü kısıp lan ora nereydi,Ispanya miydi, haritada hangi yere düşerdi diye dusunurken topluluga girdigimde en güvendigim kalem olan sosyo-etnik kültür çeşitliliği kalemin de düşüşünü kabullenmistim. Entelektuel seviyenin yukseldigi topluluklarda Turk olmak buyuk rahatlikti, ulkemiz cok guzel bir tartisma konusu cunku ve o konuda bilgiliyim normal olarak :p
Ama Turkluk ne ki? M yahudiydi. M kanadalıydı. M hem fransızca hem ingilizce biliyordu. Pipimle kaligrafi yapiyorum dese sasirmazsin yani o sekil, yapiyordur pezevenk dersin. Dostlarim, bu iki enteresan ve elit Kembric insaninin yaninda adeta tombis, pembe yanakli bir Fransiz dag koylusuydum. 

Ayrica, diger iki cocuk kaplan'in yaninda gorgu ve adap konusunda birer Ingiliz asilzadesiydi. Ikisi de yemeklerini oturup masada yerken benim oglum kaptan magara adami gibi ortada dolasarak tuketti pizzasini. Yemek adabi sifir, oyuncak paylasma adabi sifir. Evet, Cocugum bir magara adamiydi. Tukenmistim. E Iskoctu ve Ingilizcesi anlama sinirlarimin cok otesindeydi. Kimbilir kac sorusuna anlamadan kafa salladim kadinin?! I am a pencil seviyesindeydim, o derece. Dardayim ey aneeeeeeeey diye turku cigirmama az kalmisti. E bir de israrla kendi ogluna, "hayir kalkamazsin, burada yiyeceksin, kalkilmaz" diyordu E.Cocuk da ortalikta serseri mayin gibi gezen Kaplan'i haset dolu gozlerle izleyerek pizzasini kemiriyordu. Kafamda dardayim aney caliyordu ya, Kaplan agzini koluna silince de Mortal Kombat'in sonundaki gibi fatality oldu. 'uzerime usustuler, parca parca bolustuler' calmaya basladi kulaklarimda. Kafama bir not dustum. Disiplin ve adab-i muhaseret konusunda bu cocuga bir sekil semal verme zamani gelmisti..Neyse ki diger kiz da, oyuncak konusunda bayagi bir olay cikardi ve ciyak ciyak bagirdi da, ohh be bunlar da normal cocukmus dedim. Normal cocuk!

Bu E var ya...Adam giderken ay çok güzel oldu yine yapalım dedi. Ben giderken bana bir bok demedi.
Ama sonra mesaj atmis tenks for organising diye. Ya reply edicektim, dicektim ki BIRAK BU AYAKLARI BIRAK, ADAMI GORDUN BENI UNUTTUN. Neyse ki M ile cok iyi anlastim. bir ara yine playdate yapalim Deeeeeeeeeermisim. 

Dip not:
bu yazi, bayagi abartarak yazilmistir. olaylar gercek, insanlar da oyle, ama bu kadar disastrous degildi sanirim (: eglenmek icin yazdim aslinda.. :)

Steven Seagal emekli oldu ve Kembrice yerlesti, dermisim!

Iki saattir guluyorum. Bizim direktor emekli oluyor. Yerine kim gececek tartismasi olunca, iki kisinin adi gecti.  Ben de birinin ismini cikartamayip buyuk bir aciksozlulukle:

"Hangisi? Su Steven Seagal'e benzeyen adam mi" dedim.

Bir anda butun gozler bana cevrilmisti. Adamin adi Julyen'di (biber dograma stili olanindan) ve gercekten de bedeninden zangir zangir yayilan o GUC BENDE ARTIK vibelarini karsisindakinin iliklerine kadar sokmaya kararli bir tipti. Hani boyle insanlara "sen ne yaparsan yap burnumun kenarindaki tatak bile hayatimda senden daha fazla hacim kapliyor canim :((" havasi ile yaklasan, durruk tipler olur ya iste onlardan biri aslinda Julyencim. Tanisaniz cok sevmezsiniz. Ayrica bilmeyenler icin animsatayim, buradaki testesteron seviyesi Cin'deki hava kirliligiyle dogru orantili. IT'de bazi erkekler kendi alanlarini "Maalesef!" iseye iseye isaretleyemedikleri icin egolarini genisleterek, ben buradayim ve fikirlerim hepinizden onemli uleeyn diyerek kendilerini rahatlatiyorlar mecbur. Julyen de etki alanini vucut artiklari ile isaretleyebiliyor olsa sanirim hepimiz tepemizde bir hevenk bokla oturuyorduk ofiste. Tenk god.

Efendim neyse, ofiste birden hava degismis, "Nasil yani? Ne steven seagal'i?" diye bakan gozler bana cevrilmisti:
"yah ne bileyim iste, doksanlarin aksiyon filmlerinden cikmis gibi bir tip, boyle toplantida masaya vurup; yettiniz artik diye herkesi taka tuka dovmeye baslayacak gibi gorunmuyor mu?"
dedim... Bu ani ve Ingiliz ruhuna oldukca generous gelen itirafim uzerine Brit davadaslarim havalara bakip biraz dusunduler. Ve sonra 'Ohh yeeeahh lan hakikatten oyle, halejullah' diye bagirmaya basladilar.

Sonra actik Steven Seagal fotograflarina bakmaya basladik. Eski filmlerini yad ettik. Steven'cigimizin dev bir dikdortgenler prizmasina donmesinin geyigi dondu falan.

Boyle manyakca seyler olabiliyor iste arada. 15 dakika sonra muhabbet 90'larin aksiyon filmleri uzerinde o denli ilerlemisti ki 'lan biz bu noktaya nasil geldik' diye sormaya basladilar.

Bense az evvel Julyen dogranmis biber a.k.a. Steven Seagal Kembric reloaded ile merdivenlerde bir kez daha karsilasmis ve gulmeme engel olamamistim.  Neyse ki bu yersiz nesem dayak degil bir gulumseme ile cevaplandirildi. Julyen de gulumseyebiliyormus, ooo yeeeee! Julyencim, bana gulumsedin ya ben de bu yazimi sana armagan ediyorum canim. Sevgiler bebisim.

Yeni yildan beklediklerim

1- Daha cok fotograf cekmek

2- Daha cok yazi yazmak

3- Daha cok kilo vermek

4- Daha az 'sey' satin almak

5- Coding skillerimi gelistirmek

Saygilariniza arz ederim Tanrim, bana bunlari yapacak gucu ver!

2017 - Lutfen 2016'yi aratma

Senden tek dilegim bu ulkem adina.

Cok uzgunum, cok kizginim. Turkiye'ye ne olacak bilmiyorum, endiseliyim.