Müdür olmuş gidiyorum

İş yerindeki istifa depremleri sonucunda bir sürü insan line manager'sız kalmıştı.

1 aydır yaldır yaldır kaçmaya çalışsam da kaçınılmaz son olan müdürlük bugün gelip beni buldu ...

Neyse ki yaptığım kulisler, ketenperecilik ve kendi müdürüme 'bak ben de kaçar giderim ha' şeklinde yaptığım zırlamalar işe yaradı ve sadece 1 adam düştü benim rızkıma. O da kendi arandı! Muhtemelen dışarıdan oldukça munis ve iyi niyetli gözüktüğüm için Dave denen yavrucak (yavrucak dediğime bakmayın adam kırk yaşındaymış) Beni illa ki Ova line manage etsin demiş ya! Bir de utanmadan 'ya sen tatillerimi hemen onaylarsın beni uğraştırmazsın' diyor pişkin.


Ne biliyorsun, belki müdür olunca tam bir bitch olacağım dedim? Yok ya olmazsın sen diyor.
Adamın hasıyım desene Dave...


Bilemiyorum bu ikinci kez birilerini line manage edişim olacak ve açıkçası bu müdürlük müessesesi hiç mi hiç hoşuma gitmiyor. İşte nedenleri:


1- Ekstradan en az aylık 3-4 saatlik iş yükü geliyor, ancak para mara verilmiyor.

2- Size bağlı insanların dertlerini dinlemek zorundasınız kaçış yok. Bir sorunları olduğunda size geliyorlar, onların işlerini uşak gibi takip ediyorsunuz.

3- Appraisallar, 1-2-1 lar, benim gibi toplantıdan, veya her türlü insan münasebetinden nefret edip bilgisayarı ile mutlu mutlu çalışmak isteyen biri için EZIYET

Neyse, bu da bir deneyimdir diyelim, yapacak bir şey yok. en azından dave oglan low-maintenance bir tip.



Yurtdisinda karsilasan baliklar

Memleketinden uzakta yasarken, rastgele kalabaliklarin icinde, seninle ayni yerde dogmus, ayni dili konusan, ayni yerden gelmis birini gorursun zaman zaman. O ilk tanima aninda bir sihir var gercekten. Goz mudur, kas midir, yoksa yuze yerlesmis bakis midir birinin Turklugunu- ya da Turkiyeliligini, Anadolulugunu mu demeli- ele veren?
Evet, o da benim geldigim yerden gelmis kesin, dersin.
Sahilde kiyiya vurmus baliklar gibi olur insan o an.
Turkce kelimelerle soluk almaya calisan iki balik.
Yabancilar denizinde birbirine o kadar da yabanci olmayan ama aslinda cok yabanci ve tedirgin iki kisi.
Ben ilk geldigimde cok ozledigimden midir nedir, icinde bulundugum Ingilizce dalgasi icinde duydugum her Turkce kelimede bir mutluluk yasar ve gozlerimi kelimelerin kaynagina odaklardim. Aradan zaman gecti, cosku yerini temkinlilige birakti. Ayni yerden gelmis olmak bir ortak nokta olabilirdi, ama ortak olmayan noktalarin arasindaki cizgileri cocuk oyunundaki gibi birlestirince ortaya hos sekiller cikmayabiliyordu.
Insan kiminle ne kadar konusmasi gerektigini ogreniyor zamanla.
Dun pazar yerinde yanima iki kiz geldi. Yaz okuluna gelmisler, Turkce konustugumuzu duyduklarinda suratlarindaki o sevince cok imrendim.
Izmir'de gercekten cok sevdigim arkadaslarimdan ve ailemden kopup kendi istegimle geldigim bu yerde, baska bir insana donustum galiba ben.
Biraz daha yalniz, biraz daha olgun, biraz daha cesur, biraz daha yetiskin biri.
Cambridge'de ne zaman buraya yeni gelmis bir Turk ile karsilassam icimde, kendime, 2011'de yaninda iki bavul ve bir suru olasilikla buraya gelmis halime el salliyorum.
Cok azicik buruk, ama guzel bir duygu.

Ev buldum ev ev ev ev ev

Gorulen yuzlerce ev, sinir olunan ve sinir edilen onlarca emlakci, 'Allahim bu fare yuvasi nasil bu kadar pahali olabilir' diye kafayi taslara vura vura eskittigimiz bir kac duvar sonrasinda NIHAYET ama NIHAYET bir ev bulduk. Ev de bizi buldu, teklif verdik, kabul edildi, emlakci da fena bir adam degilmis, hemen evi marketten cekiverdi.

Simdi yaklasik 3 ay surecek bir mortgage basvurusu + avukat kovalamaca + evrak takibi cilesi basliyor, cunku Buyuk Britanya'da ev almak uber zor.

Cambridge'in Tarabyasi diyebilecegimiz Girton'dan aliyoruz; her ne kadar aldigimiz ev biraz cirkin gorunuslu bir ex-council evi olsa bile, uzerine saracagim bir sarmasikla evin cirkinligini ortecegime inaniyorum.  Ne yapalim, Posh muhitin ancak cirkin sokagindan ev alabiliyoruz, kader utansin. En azindan evin ici genis ve bahcesi buyuk! Hem ne demisler, Girton'da usaklar, Chesterton'da yumusaklar :p

Erkekler de Aglar Oglum!

Goz yasi akmayana insan denir mi hic?
Zeytine cekirdek, insana goz yasi koymus Allah.
Erkekler aglar oglum,
Bakma erkekler aglamaz diyenlere!
Annenin sozu dinle sen
Kimse seni benim gibi sevmez
Kimse sana benim verdigim gibi guzel ogut veremez...
2.6.2016, Kapis'ime en derin sevgilerimle.

epeydir yokum ama cok da yogunum ya!

Ingiltere'de oturum izni alma basvurusu hazirliyorum, bir yandan da ev alma cabalari icindeyim. Tabi ev fiyatlari son senede ortalama 50 bin artmisken neden gecen sene almadim diye cilgin gibi uzuluyorum ama olsun.
Gunlerim ev gormekle geciyor diyebilirim.
Ise gidip geliyorum bir de iste...Persembe ve Cuma oglenleri calismiyorum artik. Pazartesi -carsamba gunde 9 saat calisiyorum. Persembe Cuma yarim gun. Oley!

watching the english

watching the english'i okuyorum da, gerci cok yavas gidiyor ama ilk iki bolumden 2 highlight:
1-) Ozellikle kadinlar arasinda, yapilan komplimana yine komplimanla cevap vermemek, sadece tesekkur etmek cok kaba bir seymis ama Ingiliz degilsen excusable. Erkekler cephesinde kompliman yok ama kullandigi seyleri saka ile karisik bir asagilama veya tam tersi yuceltme muhabbeti oldugunu soylemis yazarimiz, artik o kadarini da erkekler soylesin. Ben sigir gibi herkese thanks dedim bunca senedir, geriye kompliman dondurme zorunlulugundan habersizdim! Artik biraz daha yaratici olmam lazim grin emoticon you look great diyenlere, oh look at you! falan derim artik.
2-) Sosyal bir rule of distance oldugunu zaten Ingiltere'de yasayan herkes biliyor. Insanlarin birbirleri ile ilgili bilgi almak icin kullandigi kodlu konusmalar varmis. Mesela nerede yasiyorsun? diye sormak yerine, kendinle ilgili bir ip ucu verip adamin acilmasini beklemek. Misal is arkadasina, nerede yasiyorsun diye lok diye sormak yerine, "sabahlari a14 trafiginden yildim, vallahi!" diyerek kendin a14'i kullandigini belirterek, ondan da ufak ufak bilgiler alarak tume varim, ingilizlerin yontemi. Ben ilk geldigimde paldir kuldur soruyordum, bir iki kere karsimdakinin rahatsiz oldugunu hissedince hic sormamaya baslamistim, ve su anda beni bu bahsettigim yontemle sogan gibi tabaka tabaka soyanlar oldugunu hatirlayip guluyorum smile emoticon
Abi, olsun o kadar tanisali 5 dakika oldugu halde 'Neden hala cocuk yapmadiniz siz' diyen insanlarin oldugu bir ulkeden geliyoruz. smile emoticon
Gercekten keske bu kitabi ingiltere'ye ilk tasindigimda okusaymisim. yeni gelenlere el kitabi olarak verilmeli. Socially awkward olmama recetesi !


smile emoticon

Sanki sevgilimi terk ediyorum ya, olmaz olsun boyle istifa!

Ben gecen carsamba miydi, persembe miydi - karisti artik kafa iyice, Paskalya tatili yuzunden- gavurun DROPPED the BOMB dedigi gibi yaparaktan mudurume 'Ben gidiyorum, kalbimde anilar, aklimda gulen yuzun kalacak, beni unutma, optum canim kib bye' yapmistim. Universite'deki isimi silip atmaya hazirdim. Eski sirketim de bana 'Geri don geri don, ne olur geri don' yapiyordu zaten, bir yandan da Contract isler icin arayip duran headhunterlar var, kendimi yeniden markete atasim ve baska yerlere ziplayasim feci sekilde gelmisti!

 Turk bir Mudur olsa soyle oturdugu yerde genisler, buyur, SIKTIR GIT KARDESIM TUTAN MI VAR diye bagirabilirdi. Ama benim terbiyeli mudurum hakiki bir Ingiliz oldugu icin sokunu yalnizca 'Oh that's unexpected' seklinde yasadi. Bana 'gitme kal, bak valla cok mutlu olursun, bahar da geliyor, nisan mayis aylari gevser universite ortamlari' alt metinlerini gecti. Ben de olmaz minvalinde bir seyler sacmaladim. Zaten sikisinca ve konusamayinca Ingilizcem yetmiyor ustume gelmeyin diye pozitif ayrimcilik dilenciligi yapiyorum. Acayip cakalim!

Jack Black'e cok benzeyen terbiyeli mudurum  benim istifa emailimi HR'a gondermedi. Elinde kol gibi 2 ay notice tutuyor, nasil cikip gidebilirim zaten. Bekleyip duruyorum ben de o gun masamda. Saat 3'e dogru mudurumun muduru geldi, su surekli titreyip goz kirpan, Allah diye bagiran Sabri'ye benzettigim adam. G diyoruz kendisine. Allahim adam zaten durdugu yerde oynayan, heyecanli, kipirdak bir tip. Benim istifa kararimi duyunca gerilmis belli, Madonna'nin zenci danscilari gibi fikir fikir olmus eleman. "Gel seninle 10 dakika konusalim Ova" dedi, ben de el mahkum dustum pesine. Adam halay cekmeyi bilse yapisacagim kucuk parmagina, titreye titreye yandan yandan kopup gidecegiz, halayla duygularimizi icimizden akitacagiz adeta. Ama heyhat kultur aramizda buyuk engel, eline yapissam halaydan baska her seyi anlar diye tuttum kendimi.

Girdik bunun odasina. Ben bir sandalyede buzustum. Icimden Fatiha okuyorum. Adam tam bir bully cunku, daha once benim proje mudurunu nasil citiledigini biliyorum herkesin icinde. Dedim aha tamam, simdi bu benim agzima sicacak.  "Biz seni ise almadik mi, istedigin parayi vermedik mi, sana her turlu kolayligi saglamadik mi, nankor kopek, daha ne istiyorsun? CANIMIZI MI ALACAKSIN!" Sumuk gibi kalacagim. Kem diyecegim, kum diyecegim. Dedim ki kizim Ova, cok mu sikistin basla aglamaya. Bir gun olsun su erkek dunyasinda kadinligini, gozyaslarini kullan, gelmeyin ustume kendimi printer'in ustunden asagiya atarim diye duygu somurusu yap. O denli gozumu kararttim yani. Ay aman adam, sincap gibi suratima bakmasin mi? Birak kizmayi, masal anlatan baba edasi ile, 'Nedir sorun yavrucugum?' demesin mi? Ben epey uzun bir kemkum zincirinin ardindan meramimi anlattim, isin tam olarak bekledigim gibi cikmadigini, burada SharePoint takimi falan olmadigini, hem cussece iri, hem bilgice iri oldugum icin adeta tek basima bir SharePoint adacigi haline geldigimi falan anlattim. Universitenin uzay boslugunda herkesten ayri yuvarlanip gidiyorum, nedir benim bu halim falan dedim. Tabi o da bir dizi goz kirpistirma ve   el kol kimildatma esliginde, "ya, demek oyle, demek oyle" falan dedi.

Arkadas, nasil igrenc bir kulturden geliyorsam, az evvel ezik ezik otururken adamin sevecenligi ile cevval bir hale geldim basladim adamin tepesine cikmaya. Igrencim, igrenc. Kicikirik bir IT'ciyim, Goren de Nasa'da astronotum sanacak yani. Icimde ne var ne yok cikardim, move on etmek istiyorum dedim. Adam da tane tane konustu, bak burasi tamam kar amacli bir kurulus degil ama soyle soyle iyi yanlari var, istersen gel sana Flexible Working yapalim, hem cocugunla falan zaman gecirirsin, tusu kurar, fasulye ayiklarsin dedi. Stay beybi stay diye turku cigirdi. Ben yine kararimdan geri adim atmadim ama, adam bana 'Saliya kadar dusun, o gune kadar off'um, donunce goruselim' dedi. Terbiyeli olma sirasi bendeydi. Boynumu kirip tamam dedim.

4 gunum dusunmekle gecti. Ve karar verdim ki kalip bu projeyi bitirecegim. Bana guzellik yapip calisma saatlerimi sikistiracaklar cunku. Pazartesi-Carsamba uzun calisip Persembe Cuma yarim gun olacagim. Ama rahata alismamam lazim, emekliligi gelmis amcalarla tuyu yeni bitmis coder cocuklarin arasinda, dedikodu ve spekulasyonlarla dolu memuriyet hayatima su elimdeki projedeki Technical Lead rolunu bitirir bitirmez veda edecegim. Yoksa ben de o emeklilere donusurum bir gun! Terbiyeli Jack Black ile konusurken de soyledim, "bu proje benim namusum Jack, bunu bitirip guvenli bir sekilde size teslim edecegim, sonrasi Allah Kerim". Pezevenk oyle bir siritti ki, ulan dedim, bunlar adam bulamiyorlar, burada calisacak tek enayi cidden benim. Oglen baska bir toplantiya gittik sandalye yoktu ve bana yer verip yerde oturdu Jack Black dusunun yani. Kopruyu gecene kadar ayiya dayi diyelim diye dusunuyor muhtemelen.

Of, iste boyle. Basarisiz bir devrim girisiminde bulunmus atesli solcular gibi yenik ve yorgunum dostlarim. Az evvel yine bir toplantidan ciktim. Bunu da Erkin Koray'in Cambridge subesi yonetiyordu. Bu kadar benzer mi insan insana. Cikarken yuzune bakip "Estarabim?" dedim, Pardon? dedi. Saka, saka, icimden dedim. estarabim, estarabim.

Allahim sen her daim benim yanimda ol, guzel rabbim. Bana dogru yolu goster ve beni dogruluktan ayirma. Cok sukur. Valla saka bir yana, umarim hayirli bir karar vermisimdir, bir an evvel hamilelikten ve dogum izninden sonra pas tutan teknik becerilerimi parlatip baska limanlara yelken acmam lazim. Burasi guzel hos ama cok agir ve hantal. Her cicekten bal almak, butun sirketleri parmaklamak istiyorum ben. Ozel hayatimda namusumu korusam da, is hayatinda capkin olmak kaderim, kacamiyorum. Gozum hep disarida!

yine yapacagimi yaptim, istifayi bastim

Evet!
Istifa ettim bu sabah yine.

Isimden tatmin olmuyorum. Mutlu olamiyorum.
Cok yavas her sey, isi bilen insan yok, bir takim icinde degil daha cok yalniz basimayim.

Yeni is bulmadim, korkuyorum. Eski sirketim de beni geri istiyor ama istedigim parayi vermiyorlar, ona buradan sunu gonderiyorum : (((0)

Epeydir is gorusmesi yapmadim, ama buradakiler gitmemi istemedigine, eski yerim de geri almak istedigine gore piyasada bir giderim olmali diye dusunuyorum.

Ben bu ulkeye kendi canimin istedigi gibi calismaya geldim.
Turkiye'de isimin kolesiydim, cunku daha iyi bir is bulmam mumkun degildi. Burada is cok, adam yok. Kalifiye gocmen olmak iyi bir sey yani.

Neyse trasi kesiyorum ama su ana dek yaptigim en en ennn zor istifa konusmasiydi. Ya adam cok uzuldu ya! Of gercekten acayip ezilip buzuldum adamin karsisinda. Benim Allah cezami versin Steve, ben kimim ki senin gibi delikanli adami uzuyorum! Buldum da bunuyor muyum Allah'im? simdi ben Steve'i uzdum sen de beni uzme karsiliginda aman yuce Rabbim!

Evet Steve'in uzulmesi, titreyen sesi, gitmemen icin yapabilecegim hic mi bir sey yok diye sormasi, bunu adeta bir is ayrilis kararindan oteye tasidi, kocamdan ayriliyormusum gibi hissettim be! Valla ben sizi cok seviyorum. Sorun sizde degil bende. Benim icin su an RIGHT olan bu degil, bu hissi icimden atamiyorum dedim.

Dogru, yanlis yok ki bu hayatta.

Ben islerimi yaparken her daim Allah'a guvendim. O ne isterse o olacak.
Yuce Allahim nolllurr Steve'i uzdum diye beni uzme. Valla niyetim kotu degildi, cok denedim buraya alismayi ama olmuyor. Motive olamiyorum. Salla basini al maasini da yapamam ki!

Bir sey sana dogru gelmiyorsa, onu surdurmenin anlami yok ki. Yani baska alternatiflerin varsa, zorunda degilsen, mahkum olmamalisin diye dusunuyorum ben.

Bakalim neler olacak onumuzdeki gunlerde, amaaan en kotu evde oturur su bir turlu bitiremedigim romanimi yazarim canim, n'olcek!


Cambridge'teki cogu erkek bir anda kibarlasmisti. Peki neden?

Oglenleri kulakliklarimi takip kendimi Liane Moriarty'nin pamuk sekeri audio kitaplarinin kollarina birakiyorum. Bazen yururken oyle dalmis oluyorum ki bana birinin selam verdigini 5 adim sonra fark ediyorum. Az evvel de sirketteki Cakma Steven Seagall'i selamlayarak uzun oglen yuruyusumden geri dondum ofise. bilmem hatirlar misiniz, gecenlerde onun girdigi bir toplantida sikintidan catir catir catlamistim. Otoritenin yer yuzundeki yilmaz temsilcisi bu zuppe herif, yeni calismaya baslayan elektrik  supurgesine benzer bir ses cikarip agzini kivirarak burun ucuyla selam verdi bana, lutfettin, sagol! Kendime not: bu adam hiyerarside tam olarak nerede, ogren! Nereden geliyor bu hava? Toni diye birinden bahsediyorlar, bosslarin boss'u- yoksa bu Toni mi lan?

Ofiste su an orasini burasini kasiyan bir suru erkek var, her yer androjen, her yer direnis. Direnis cunku Cuma ve son is saatleri. 2 haftadir yeni ofis arkadaslarimla bir aradayim. Cuma gunleri oglen burasi muhtemel bir futbol maci sonrasi soyunma odasi gibi oluyor. Hodododododod sesi ile konusup gulmeler. Ayilar gibi birbirlerini durtup bir sey anlatmalar.

Erkekler ne garip? Neden bu kadar garipler? Bilemiyorum. Ama son zamanlarda cok komik bir sey fark ettim. Aralik basinda Dukan diyetine baslamistim, 14 kg kuculdum, 2 beden asagi dustum. Ve ozellikle orta yasli erkeklerden inanilmaz bir kibarlik gormeye basladim. Hala makyaj yapmiyorum. Hala benzer kiyafetler giyiyorum. Ancak kapi tutan gulumseyen suratlar olmaya basladi cevrede. Cok komik. bunu ilk fark ettigimde sanirim 3 hafta kadar onceydi. Ideal kilom icin daha 12 kg daha verme hedefim var, acaba  ideal kiloma inince daha genc erkekler de kibarlasacak mi? Sevgili hanim bacilarimdan bir tepki gormedim ama. Peh. Onlar hala ayni.



Dukan diyeti acilarla dolu bir surec. Mesela bugun Aromi'den skinny latte'mi alirken resmen sunlara bakip kendimi ac kopek gibi hissettim. 7 araliktan beri 1 damla bile seker kullanmadim. Nasil yaptim bilmiyorum.

Hayatimi cottage cheese ve fat free greek yogurt ile surduruyorum diyebilirim. Cok et seven biri degilim ve sossuz kuru kuru et ve kofte yemegi sevmiyorum. Karbonhidrat resmen can damarimmis yahu. Can damarimi kesip atmisim.

Su son 2 haftadir o ayni 2 melun rakama cakilmis kalmis durumdayim. 1 gr bile zayiflamadim. Cok moralim bozuk sevgili blog. Sabah uyanip kosa kosa gidip tartiliyorum, sonra ayni rakami gorunce oturup aglayasim geliyor.  

Boyle yani. Dukan diyeti yapan varsa, tuna burger tavsiye ederim. Normal kofte yapar gibi ton baligini burger seklinde yapmak, guzel snack oluyor. 


Icime koltuk sevdasi dustu dostlar

off ben var ya su anki isimden ayrilirsam resmen betona cakilmis gibi olacagim. 
Resmen bilirkisiyim ayol. Yetkilerim var! Herkes her seyi getirip olmus mu sence? diye soruyor. Saat basi biri geliyor. Gercekten fenalik geldi. Insan yonetmek cok zormus. Zittirin gidin artik diyesim var.
Toplantilarda 'ne diyor bu dingil' diye bakmak yerine, yaptigim tek bir yoruma bile kiymet veriyorlar (Cidden inanilmaz. ben bile sasiyorum. Ben bile kendimi bu kadar ciddiye almam sahsen.)
Koltugum sirtimi oksamaya basladi. Sanirim yavas yavas makam mevki sevdasina yenik dusuyorum dostlarim.
Sizce cikip 'Eyyy Hede hodo universitesi, sen kosssskoca teknikil lead'e bu koltugu mu reva gordun? Soyle daha satafatli bir sey isterim. Ayrica, sabah ise bisikletle geliyorum bunu mu reva gordun? bu universitenin itibari zaten yerlerde surunuyor, 119 uni. icinde 88'inci olmussunuz utanmadan hala bu boktan sonuctan "3 sira atlamisiz :)) "basari cikartma pesindesiniz. Benim gibi kossskoca Sharepointciye bi Audi cekemediniz, bi mercedes cekemediniz, trafikte taksilerle yanyana kelle koltuk ise gelip gidiyorum, yaziklar olsun puh size desem mi?
Duzce belediye baskani, bana bir akil ver!!!! Sana passat cekmisler en azindan, benimki daha beter frown emoticon Bisiklet ustunde huf puf, soforum bile yok be.


Duzce belediye baskani kimdir bilmeyenler icin: http://www.milliyet.com.tr/duzce-belediye-baskani-nin-gundem-2202791/