birinci milton keynes sosyalleşme muharebesi

İngiltere'ye geldik geleli habire, ya hadi bir meet up bulalım da gidelim, sosyalleşelim, iki ingiliz bulup konuşalım diyoruz ama gitmek bugüne nasipmiş.
Zırhları kuşandık, kılıçları bilendik ve kendimizi Wetherspoon isimli pubımsı mekana attık. Aslına bakarsanız meetup.com diye bir web sitesi var ve orada 'new in town' diye bir gruptu gideceğimiz toplantıyı düzenleyen. biz de gayet iyimser bir biçimde herkesin kasabanın yenisi olduğunu düşünerek gittik emme kazın ayağı öyle değilmiş!

ilk golü hangi masanın bizim meet up grubu olduğunu anlayamayarak yedik. garson kızlardan birini çevirip 'söyle hele gülüm, burada bir meet up varmış he mi?' demelerimiz de sonuç vermedi. Tam ben 'hancı! bize şarap ve kadın getir' diye bağırıp boş masalardan birine çökmeye razı olmuşken Mehmet 'şuradaki tombik kadın buluşmanın organizatoru olan Debs'e benzemiyor mu sence?' diyerek bir atak geliştirdi. Ve adamları bulduk. Fakat o da ne? yeni bir sorun vardı. masa doluydu. kimsenin de götünü kaydırmaya niyeti yoktu. içkiler içiliyor ve gevşemeler yaşanıyordu. kadınlardan biri kazık gibi dikilmemize karşı daha fazla kayıtsız kalamayarak fırladığı gibi 'haydi ama gençler, yer açın' diyerek sağa sola itekledi milleti ve biz de nikaragualı evlatlıklar gibi bir kenara sığındık. sığındığımız bölgede ben öyle bir adamın yanına düştüm ki anlatamam dostlar. yaklaşık 25  dakika kadar 'Allahım ben buraya neden geldim' diyerek mehmete çaresiz gözlerle baktım..

Yanında durduğum adamın kafası oldukça güzeldi. hadi bu sorun değil ama dedikleri anlaşılmıyordu. yaklaşık 3 kere ne iş yaptığını anlatmasına rağmen aradan bir tek müzik organizasyonu düzenlediğini ve alternatif rock kelimelerini seçebildim. Mehmetse müzisyen diye anlamış ama değil, organizator gibi bir şey. adama daha yakın olduğum için ben gene bir nebze olsun anlamışım. neyse bu adamın soru yağmuruna tutulduk. türküm deyince aa ne hoş tadında bir çok soru.
- buraya neden taşındınız?
- işte şöyle böyle
- nerde çalışıyorsun?
- oxford university press de
- nabıyon orda
- geçici çalışıyorum temporary falan işte
- temizlikçi misin?

evet dostlar.. ingiltereye geldigimden beri pek çok şey duydum pek çok soruya maruz kaldım ama hiçbiri beni temizlikçi misin sorusu kadar yıldırmadı. yanlış anlamayın, temizlikçilerle bir problemim yok ama adamın bana dönüp daha hiçbir fikri olmadan temizlikçi misin demesi bir buhrana sürükledi beni. dönüp mehmete ne diyo bu adam ya dedim mehmetse ayıp oluyor diyerek geri döndürttü dürtüklerle.. neyse adamımız yaklaşık bir 15 dakika daha car car car konuştuktan sonra yannına başka bir kankisinin gelişiyle farklı ortamlara aktı. sonra biri gelip burası boş mu dediğinde adeta bir kurtarıcı gelmişçesine Eveeeeeeeeeeeeeeeet diye eline ayağına sarıldık.

ikinci round çok hoştu, fransız bir anne kız vardı, çok şekerlerdi. epey bir konuştuk, son derece sıcakkanlı ve konuşkanlardı. ingilizlerle ilgili tespitlerimizi paylaşıp bol bol gülüştük.

üçüncü ve son round ise rob isimli delişmen bir gençti. mehmetin yanına konuşlanan Rob azıcık içkinin de etkisi ile kabak çiçeği gibi açılmış bizim yaşlarda bir ingiliz genci. epey konuştuk, gayet iyiydi. sandığımdan daha akıcılaşmışım ingilizcede, konuşmakta zorluk çekmeyince moralim düzeldi.

haftaya yine gitmeyi düşünüyoruz. işin en ilginç kısmı ise ilk masaya vardığımızda ayıkken soğuk soğuk selam veren ihtiyar delikanlılarla geçkince bayanların, kalkış esnasında oldukça sıcakkanlı Bayyyyyyyyy deyişleri oldu.
ingiltere bu kadar easygoing bir yer olmasına rağmen insanların gevşemek için içkiye ihtiyaç duymalarını çözemedim dostlar!

3 yorum:

raskolnikow dedi ki...

sadece İngiltere değil yaaa bu evropa aleminin adamının huyudur içince samimileşmek insanileşmek.Lakin adamlar çok profesyoneller :D resmen çift kimlikleri var bunların bi içkili ve sevimli halleri bi de ayık ve bitch halleri :D

Merope dedi ki...

sapık bunlar ya :)))

Ebbs dedi ki...

Almanya'da da durum ayni, yahu ögrenci velilerinin tanismak amaciyla toplandiklari bir aksamda icilir mi? Neyse, benim asil söylemek istedigim buradaki cogu arkadasimi cocuklar vasitasiyla buldugumdu. Önce Kindergarten'dan sonra okuldan, cocuk parkindan, mutlaka insanin kafasina uyan birileri cikiyor. Hatta artik cocuklar birlikte oynamiyor ama biz hala arkadasiz. Tavsiye ediyorum Merope Hanimcigim...