ingiltereye geldim, nerelerden alışveriş edeyim?
- Eylül 30, 2011
- By Ova (Excuse My Reading)
- 3 Comments
Yavrucuklar, ister tatil ister iş amacı ile gelmiş olun, ingilterede alışveriş edecekseniz bu mağazalara muhakkak gidin! tamam son günlerde pound aldı başını gitti ama olsun. çok ucuz şeyler bulunabiliyor. Bargain hunterınız meröp, sizin için ayakları ramazan pidesi kıvamına gelesiye dek gezdi, araştırdı. Dev hizmet!
TK MAXX
Tk maxx acayip bir yer. 185 poundluk deri çantayı 45, 135 poundluk tommy hırkayı 35 pounda alabiliyorsunuz. Gözlük, kadın-erkek giyim, çanta, ayakkabı , parfüm, tencere, çarşaf vs.. bulmak mümkün. Çözemedim, nasıl bu kadar ucuza satabiliyorlar. 10 pounda converse aldım geçen hafta, aynısı 100 metre ötede başka bir mağazada 55 pound.
Diesel, D&G gibi markaların güneş gözlüklerini %70 indirimle alabilmek mümkün. Ancak şöyle bir kusuru var: kapanın elinde kalıyor. yani bir kaç kere alsam mı almasam mı karar veremedim, dur yarın gelirim şuraya da bakarım diyecek oldum ve sonra bir daha bulamadım alacağım şeyi. yani herşeyden en fazla 2 tane oluyor. buldun mu alacaksın :)
Londrada Charing Cross yolunda var. Leicester Sq. tube istasyonunda inip 5dk da ulaşabilirsiniz yürüyerek.
http://www.tkmaxx.com/
New Look
Bizim Koton gibi bir mağaza bu. Ama çok şeker şeyler var yani. Çok aşırı kaliteli değil ama renkleri, desenleri, modellerini seviyorum. Fiyatlar uygun. İndirimleri çok çılgın oluyor. 6-7 pounda pantolon almak mümkün. Ben aksesuarlarını da çok seviyorum. Çantaları çok şirin ayrıca çok güzel bereler oluyor.
http://www.newlook.com/
Primark
Bunu zaten ingiltereye ayak basmış olan herkes biliyordur. Oxford Streetin başında, koskoca mağazasından bedava dağıtılmış gibi elinde primark yazan kese kagıdından hallice posetlerle dolaşan kadınlar.. erkekler..
Bence artık eskisi kadar ucuz değil gerçi, 2008 ve 2009 da geldiğimde çok daha ucuzdu. şimdi sanki fiyatları biraz daha rakiplerine yaklaşmış. Primarktan ne alınır? Çorap, Pijama, Terlik, Pantolon. gönül rahatlıgı ile alınız. taş gibi. (valla buradan aldıgım 5 poundluk pantolon m&s den aldıgım 35 poundluklardan daha cok dayandı.) Ne alınmaz? İç çamaşırları çok kötü. 2 kere yıkanmakla deliniyor. Ayrıca penyeleri -tshirt vs- de evde giyecekseniz alın. Ağzı burnu kayıyor hepsinin. Çantaları da sağlam, alabilirsiniz. :)
Cath Kidson
Ucuz degil! baştan söyleyeyim. Burada kızılay dağıtmış gibi herkesin elinde Cath Kidson çantası görünce başta ucuz sandım ama cidden plastik çanta için 60 -80 pound bence pahalı. yine de ben türkiyeye dönerken Cath Kidson dan üç beş bişey almak isterdim. Çünkü şirin :)
http://www.cathkidston.co.uk/
CEX
Her şey ikinci el bu dükkanda. Elektronik, PC ve konsol oyunları var. Baldurs Gate Dark Alliance bulduk 7 pounda! inanılmaz. Binbir çeşit Cd, anime, aklınıza ne gelirse 1 sene garantili ve oldukça uygun fiyata. Önceden başka sahiplerinin oldugunu dert etmeden DVD koleksiyonu yapmak için birebir! http://uk.webuy.com/
Works
Göz yaşartacak derecede ucuz kitapçı. İnsan çalışanlara sarılıp öpmek istiyor. Hemen kapıkomşusu Waterstones da 7.99 a satılan kitapları 3 tanesi 5 pounda satıyorlar. Çok çeşit yok gerçi, yani waterstone ile yarışamaz. Ama yine de kitap kurtlarının uğraması şart bir adres. Ayrıca pek çok kırtasiye malzemesini uygun fiyata almak mümkün. Bir de mesela türkiyede yolculuk kitapları çok pahalı. Şehir kılavuz-guide ları yani. Workste tanesi 99pence e travel guide lar bulmak mümkün, Amsterdam, Viyana, Paris.. türkiyede bu kitapların 20 liradan başladıgını düşününce bulmuşken almak lazım bence :) http://www.theworks.co.uk/
Forever 21
H&M gibi ama H&M den daha kaliteli ve daha şık şeyler var bence. (zaten ben hm'i hiç sevmem laf aramızda. bi düzgün bok görmedim şu ana kadar orda) Oxford street de bir adet var, fiyatlar da muadillerine göre gayet uygun. new look klasmanında bir yer ama onun kadar çok mağazası yok. http://www.forever21.com/
Şimdilik bunlar. Daha başka sevdigim mağazalar da var ama hepsi ucuz ya da böyle çok sıradışı gidilicek kadar iyi yerler değil. sonra yine yazarım fırsat buldukça :)
TK MAXX
Tk maxx acayip bir yer. 185 poundluk deri çantayı 45, 135 poundluk tommy hırkayı 35 pounda alabiliyorsunuz. Gözlük, kadın-erkek giyim, çanta, ayakkabı , parfüm, tencere, çarşaf vs.. bulmak mümkün. Çözemedim, nasıl bu kadar ucuza satabiliyorlar. 10 pounda converse aldım geçen hafta, aynısı 100 metre ötede başka bir mağazada 55 pound.
Diesel, D&G gibi markaların güneş gözlüklerini %70 indirimle alabilmek mümkün. Ancak şöyle bir kusuru var: kapanın elinde kalıyor. yani bir kaç kere alsam mı almasam mı karar veremedim, dur yarın gelirim şuraya da bakarım diyecek oldum ve sonra bir daha bulamadım alacağım şeyi. yani herşeyden en fazla 2 tane oluyor. buldun mu alacaksın :)
Londrada Charing Cross yolunda var. Leicester Sq. tube istasyonunda inip 5dk da ulaşabilirsiniz yürüyerek.
http://www.tkmaxx.com/
New Look
Bizim Koton gibi bir mağaza bu. Ama çok şeker şeyler var yani. Çok aşırı kaliteli değil ama renkleri, desenleri, modellerini seviyorum. Fiyatlar uygun. İndirimleri çok çılgın oluyor. 6-7 pounda pantolon almak mümkün. Ben aksesuarlarını da çok seviyorum. Çantaları çok şirin ayrıca çok güzel bereler oluyor.
http://www.newlook.com/
Primark
Bunu zaten ingiltereye ayak basmış olan herkes biliyordur. Oxford Streetin başında, koskoca mağazasından bedava dağıtılmış gibi elinde primark yazan kese kagıdından hallice posetlerle dolaşan kadınlar.. erkekler..
Bence artık eskisi kadar ucuz değil gerçi, 2008 ve 2009 da geldiğimde çok daha ucuzdu. şimdi sanki fiyatları biraz daha rakiplerine yaklaşmış. Primarktan ne alınır? Çorap, Pijama, Terlik, Pantolon. gönül rahatlıgı ile alınız. taş gibi. (valla buradan aldıgım 5 poundluk pantolon m&s den aldıgım 35 poundluklardan daha cok dayandı.) Ne alınmaz? İç çamaşırları çok kötü. 2 kere yıkanmakla deliniyor. Ayrıca penyeleri -tshirt vs- de evde giyecekseniz alın. Ağzı burnu kayıyor hepsinin. Çantaları da sağlam, alabilirsiniz. :)
Cath Kidson
| cath kidson çantalar. sadece çanta degil, defterden masa örtüsüne pek çok ürün satıyor Kidson yenge. Ama bizim ilgimizi çeken bu :))) |
http://www.cathkidston.co.uk/
CEX
Her şey ikinci el bu dükkanda. Elektronik, PC ve konsol oyunları var. Baldurs Gate Dark Alliance bulduk 7 pounda! inanılmaz. Binbir çeşit Cd, anime, aklınıza ne gelirse 1 sene garantili ve oldukça uygun fiyata. Önceden başka sahiplerinin oldugunu dert etmeden DVD koleksiyonu yapmak için birebir! http://uk.webuy.com/
Works
Göz yaşartacak derecede ucuz kitapçı. İnsan çalışanlara sarılıp öpmek istiyor. Hemen kapıkomşusu Waterstones da 7.99 a satılan kitapları 3 tanesi 5 pounda satıyorlar. Çok çeşit yok gerçi, yani waterstone ile yarışamaz. Ama yine de kitap kurtlarının uğraması şart bir adres. Ayrıca pek çok kırtasiye malzemesini uygun fiyata almak mümkün. Bir de mesela türkiyede yolculuk kitapları çok pahalı. Şehir kılavuz-guide ları yani. Workste tanesi 99pence e travel guide lar bulmak mümkün, Amsterdam, Viyana, Paris.. türkiyede bu kitapların 20 liradan başladıgını düşününce bulmuşken almak lazım bence :) http://www.theworks.co.uk/
Forever 21
H&M gibi ama H&M den daha kaliteli ve daha şık şeyler var bence. (zaten ben hm'i hiç sevmem laf aramızda. bi düzgün bok görmedim şu ana kadar orda) Oxford street de bir adet var, fiyatlar da muadillerine göre gayet uygun. new look klasmanında bir yer ama onun kadar çok mağazası yok. http://www.forever21.com/
Şimdilik bunlar. Daha başka sevdigim mağazalar da var ama hepsi ucuz ya da böyle çok sıradışı gidilicek kadar iyi yerler değil. sonra yine yazarım fırsat buldukça :)
geçen hafta bir firmaya görüşmeye gittim. biraz isteksiz gittim aslında çünkü permanent iş yani sürekli. neyse, gittik görüştük. Adamın yani müdürün gayligi her lafından hareketinden belliydi. acayip bişeydi ya :)) o gün yeni yolculuktan gelmiş -okyanus aşırı- üstünde casual kıyafet vardı, biraz o biraz kıkırdamaları biraz eli kolu derkeen öyle işte.
şimdi aradılar bugun 2. görüşmeye çağırıcaklarmış. aslında içimin bi yanı olsun bi yanı olmasın istiyo. sanki popomun bi yarısı : kızım ne acelen var, at beni eve, yayılayım azıcık, hem hani sen contract çalışıcaktın. iş kaçmıyo ya diyo.
popomun diger yarısı ise kendini sıkıp: salak, oturarak para kazanılmıyo ki, git çalış işte, hırto!
diyo.
popomun iki yanagı arasındaki bu çekişme beni öldürücek vallayi.
şimdi aradılar bugun 2. görüşmeye çağırıcaklarmış. aslında içimin bi yanı olsun bi yanı olmasın istiyo. sanki popomun bi yarısı : kızım ne acelen var, at beni eve, yayılayım azıcık, hem hani sen contract çalışıcaktın. iş kaçmıyo ya diyo.
popomun diger yarısı ise kendini sıkıp: salak, oturarak para kazanılmıyo ki, git çalış işte, hırto!
diyo.
popomun iki yanagı arasındaki bu çekişme beni öldürücek vallayi.
koridorun sonunu goremeden yuruyorum. duvarlar omuzlarimi siyiriyor, can sikici bu darligin icine ne zaman, nerede adim attim bilemeden yuruyorum. ne kapi ne de pencere yok gorunurlerde, daha da fenasi en ufak bir puruz bile yok. havasizlik hissi bogazima tirmanip icimi yakmaya basliyor. bilmedigim bir sebepten oturu, bu daracik koridorda surekli ileri gitmek zorundayim. caresizlik icinde aglamaya baslamaya cok az kalmisken. ilerde, belli belirsiz bir karalti seciyorum. bir masa.
uzerinde bir ayna duruyor. cekinmeden elime alip icine bakiyorum aynanin. kendimi goremiyorum cunku icinde sen varsin, ama sirtin donuk.
aynanin camina parmaklarimla vuruyorum, sanki otobusteymissin de ben disaridan sana sesleniyormusum gibi.
Yuzunu bana dondugunde goruyorum ki cok aglamissin. gozlerin kipkirmizi, dudaklarin sinirlarini yitirmis, yayilmis yuzune kirmizilikla.
Gormeyen gozlerle bana bakiyorsun, secemeden. Senin hic percemlerin olmadi, ama simdi keder sana percem olmus, hic farkinda olmadigin halde ruzgarla oksuyor alnini.
Yuzundeki boslugu gorunce anliyorum oldugumu.
Icim aciyor.
Ayna elimden dusup kiriliyor. Koridorun sonunda dev bir elektirikli supurge calisiyor, gerisin geriye cekiliyorum.
Karanlik beni yutuyor, en azindan bir tane melek cikmasi gerekirdi karsima ama kimse yok.
En son yuzunu animsiyorum. Ustunde duran kederi.
Sana onu ben verdim. Simdi beni yok edecekler ceza olarak.
biz cidden acayip bir milletiz. yani boyle batililikla araplik, asyalilik arasinda oyle bir kalmisiz ki, aslinda gercekten yabancilara kizmamak lazim bizi analiz ederken cuvalliyorlar diye.
adam mesela turkiyeye gelmis, polislerin cattir cuttur corba parasi aldigini gormus, haliyle kafasinda canlanan arap toplumu benzeri bir yapi oluyor..
neyse simdi gmailden facebooktan falan beni ekledigi icin gelir google translate ile cevirir, sonra ne yazdin lan benim hakkimda diye hesap sorar diye adini yazmayayim dedigim hintli dostumla olan maceralardan bahsedeyim.
kendisi bana gecen hafta you're black not brunette diyerek beni zenci ilan ettiginden beri kildim. sahsen, piro be, sen don de kendine bak !! demek isterdim ancak kaynatasi ve gorumcesi ile olan sorunlarini dinlerken agzimi acmama izin vermiyordu... iyi kiz hos kiz aslinda ama biraz tuhaf. gerci ben de ona gore tuhafim.
piro ile ilk sokumuzu domuzun bizim kutsal hayvanimiz oldugunu saniyor olmasi ile yasadik. kendisi hindu ve siki bir veji. kocasi cok dindarmis. peynir bile yemesine izin vermiyormus.. evlenmeden once balik yirmis. vs. vs.
neyse bunlar eti kutsal olduguna inanmadiklari icin yemiyorlar ya. biz muslumanlar domuz yemedigimiz icin domuzu kutsal bildigimizi
sanmis yavrucak. ne munasebet aksine muslimler genelde domuza derin ve anlamsiz bir nefret duyarlar bebegim deyince cok sasirdi.
insan sevdigini yer mi? diye de icerledi. inekleri seviyoruz cunku tatlari guzel mi demeliydim?
neyse bunlar eti kutsal olduguna inanmadiklari icin yemiyorlar ya. biz muslumanlar domuz yemedigimiz icin domuzu kutsal bildigimizi
sanmis yavrucak. ne munasebet aksine muslimler genelde domuza derin ve anlamsiz bir nefret duyarlar bebegim deyince cok sasirdi.
insan sevdigini yer mi? diye de icerledi. inekleri seviyoruz cunku tatlari guzel mi demeliydim?
neyse ikinci sok dalgasini da beni facebook da ekleyince yasadik. benim dugun fotolarina bakmis ve bana "ay ben de christian stayla dugun istiyorum" dedi.
nasil yapilir falan dedi. ben de dogal olarak "nerden bileyim?" dedim. cok sasirdi.
beyaz gelinligi gorunce hristo stili sanmis bizim dugunu.
aciklayamadim dostlar..
tikandim..
nasil yapilir falan dedi. ben de dogal olarak "nerden bileyim?" dedim. cok sasirdi.
beyaz gelinligi gorunce hristo stili sanmis bizim dugunu.
aciklayamadim dostlar..
tikandim..
turkiyeli olmak cok zor...her kulturden bir pancik almisiz anasini satiyim!
neyse suna emin oldum kaynana gelin gorumce olayi hindistanda da ayni. zavalli pirosu resmen delirtiyorlar 5000 km oteden bile.. Allah yardimcisi olsun diyecegim ama ona inanmiyolar ki. baska biseyleri var onlarin..
Polonyalılar hakkında korkunç gerçekler - volume I
- Eylül 28, 2011
- By Ova (Excuse My Reading)
- 9 Comments
İngiltere polonyalı dolu. avrupa birliği yolu açılıp vize serbest kalınca burası polonyalı dolmuş. yazık adamlara, gazetede haberler çıkıyor, niteliksiz işlerde çalışıp 16 kişi aynı odada kalıp bütün kazandıklarını Polonyaya yolluyorlarmış falan. Fakat bir de çakallıklar geliştirmiş bu Polonyalılar akıl alır gibi degil.
İngiltere yasalarında şöyle bir açık keşfetmişler. Birinin evine o evde yokken girip yerleşirsen seni kolay kolay o evden atamıyormuş, yani mahkemesiydi avukatıydı derken yıllar sürüyormuş seni ordan çıkarması. Bunu daha geçenlerde burada yaşayan ev sahibi bir Türk dostumuzdan dinledik çok şaşırdık. Evi bırakıp tatile çıkmaya korkuyorlardı resmen, başımıza bela almayalım diye.
Daha da fenası Polishler bu konu üzerine kitapçıklar bastırmışlar. "ev nasıl işgal edilir" şeklinde memlekete yeni gelenleri de eğitiyorlarmış. Resmen eşkiyalık!
Vallahi bir yaşıma daha girdim. Güzel dost Begüm buradaydı geçen haftalarla, onunla konuşurken en güzel yorumu o yaptı: ben olsam mahkeme falan uğraşmam saçını doladıgım gibi sürükleye sürükleye atarım evimden!
evet, bence de!
inanılmaz değil mi :)
İngiltere yasalarında şöyle bir açık keşfetmişler. Birinin evine o evde yokken girip yerleşirsen seni kolay kolay o evden atamıyormuş, yani mahkemesiydi avukatıydı derken yıllar sürüyormuş seni ordan çıkarması. Bunu daha geçenlerde burada yaşayan ev sahibi bir Türk dostumuzdan dinledik çok şaşırdık. Evi bırakıp tatile çıkmaya korkuyorlardı resmen, başımıza bela almayalım diye.
Daha da fenası Polishler bu konu üzerine kitapçıklar bastırmışlar. "ev nasıl işgal edilir" şeklinde memlekete yeni gelenleri de eğitiyorlarmış. Resmen eşkiyalık!
Vallahi bir yaşıma daha girdim. Güzel dost Begüm buradaydı geçen haftalarla, onunla konuşurken en güzel yorumu o yaptı: ben olsam mahkeme falan uğraşmam saçını doladıgım gibi sürükleye sürükleye atarım evimden!
evet, bence de!
inanılmaz değil mi :)
bir tikitoşun anatomisi : lea michele
- Eylül 27, 2011
- By Ova (Excuse My Reading)
- 2 Comments
ya şu lea michele'e geçen sene golden globe muydu, emmy miydi törenin birinde poz verişine şahit olduğumdan beri gıcık oluyorum. o kadar yapay, samimiyetsiz görünüyor ki o poz için çırpınışları.. ayrıcaaa Glee dizisinde oynayan bu hatunu sanırım pek kimse sevmiyor çünkü dizi ile ilgili sürekli tekil iyelik eki ile röportajlar veriyormuş. "yönetmenim, ekibim" vs.
Poz analizi: çekmeyin lan makyajımı yapamadım. ayrıca elimdeki de taklit değil gerçek TIMAM mıaaa!
Ayrıca youtube'a I hate lea michele yazınca bir sürü sonuç çıkıyor, biri de şu facebook grubu.
gereksiz celebrity dozajınızı vereyim: bu hatunlar kapışmış. soldaki modern family'de oynuyor. E! deki Fashion Police programında Lea'nın poz verişini çok komik bulduğunu falan söylemiş ki kız haklı yani. Daha da zayıf gözükmek için içeri çöküp omuzları öne ittirmiş işte .. neyse ondan sonra Lea'cık da kendisinden beklenecek bir tikitoşlukla "böhühüheee duygularımı incittiee" demiş. Fashion police denen programın zaten konsepti bu herkesi ti'ye alıyorlar cartoloş Lea, dünya senin etrafında dönmüyo yani hahaha.
Şimdii eger hala Lea'ya gıcık olmuyorsanız kırmızı halıda poz verdiği şu youtube videosunu izleyin
zuahahhha bu ne be..


