geçtiğimiz haftadan gubidik olaylar

Gubidi #1 : Alayına isyan ölümüne İskoç

Is yerinde bir arkadasin (Iskoc elbette) 'I support two teams, Scotland and anyone plays against England' t-shirti ile ise gelmesi. Himbil ingilizlerin bunu butun gun mutfakta 'pisir pisir pisir' konusmasi ama bir tanesinin bile: 'uleeeyn ise bu t-shirt ile gelinir mi, senin ekmegini suyunu kim veriyor kopek, yedigin kaba siciyor musun, burasi ingiltere begenmiyorsan defol git'  demeyisi. :) Ulan Turkiye'de bir Kurt/Turk karsit bolgelerde ise gelmeyi birak sokaga oyle ciksa ise gidemeden hisiri cikana dek dayagi yer herhalde.
Sanirim arkadasimizin Iskocya bagimsizlik referandumunda verecegi oy belli.

Gubidi #2 : Otobüste Arbede-ül İngiliz Hıyarı

Gecen hafta ortasinda bir is icin Londra'ya gittik. Yanimizda Kaplan'in bebek arabasi var, Stokke, hayvan gibi ve katlanmiyor. Mecbur otobuse biniyoruz, tekerlekli sandalye/buggy alanina park ediyoruz. Otobus duruyor ve tekerlekli sandalye biniyor. Sofor bizi indirecek mi diye tereddutte kaliyorum cunku bebek arabasi tekerlekli sandalyeye yer vermek zorunda ve ikisine yer yok, bazi soforler arabanin koridora tasmasini kabul etmiyor. Efendim ben ve kardesim ayaga kalktik ve o anda 'bir sey' itekleye kaka kollarimin altindan gecip yerime oturdu. O an kafam 'inecek miyiz, arabayi mi cekecegim, ne olacak?' karisikliginda oldugu icin cok umursamadim, bir yandan da herhalde tekerlekli sandalyeli adamin yakini bu, oraya oturmasi lazimdi da ondan gecti diye dusundum. Sonra ikinci 'bir sey' ok gibi beni teperek ileri atip diger koltuga oturdu. (alta resim koydum gorsel olarak anlayabilesiniz diye) Ben de ufak tefek degilim ki arkadas, oyle bana kalca atip iteklemek her babayigidin harci degil yani. ne oluyor yahu diye bakinca, iki tane yasli himbilla karsilastim. agiz burun egdiler 'burada artik biz oturuyoruz' gibilerinden. Ingilizlerim 'scum' dedigi bu varos mu diyeyim, white trash mi diyeyim, evsiz gibi bir seyler, beyaz ikisi de, hic bulasmadim bunlar uyusturucu bagimlisi bile cikabiliyor; efendim cirkef olabilirim ama onun da bir siniri var, camurla camur olmam. Elini kimin icin beline atacagini bilmeli insan degil mi? Kafami cevirdim ben de ama o da ne? Arkadan bir kadin bagirmaya basladi: "neden ittirdiniz kadini, bebek arabasini kaldirmak icin kalkti o, ne bicim insanlarsiniz siz be? kaba herifler" diye, aman Allahim, baska bir tombul ingiliz kadin, ki o da bunlar gibi hafiften hirpani/tekinsizdi, bunlarla bizim icin kavga etmeye basladi. Kadin "utanmaz, kaba insanlar!!!" diye bagirdikca bunlar koltuga daha da manda boku gibi yayilip: biz oturuyoruz simdi burada, bana ne, bize ne, sana ne modundalar. ben de it's ok, not a problem, leave it tadinda seyler soyluyorum. sonra bir anda, bu tombik kadinin yaninda kel bir herif vardi. bu kel herif oturanlarin erkek olanina SENIN ANAYI ZIKERRIMMMM 'tadinda' bir daldi...

gozunuzde canlanmaz belki, o tekerlekli sandalye resmi olan kisma eger tek. sandalye yoksa bebek arabasi konabiliyor. elemanlarin bizi itekledikleri koltuklar da hemen o alanin onundeki ikili koltuk. ben o sari tubun yaninda dururken buyuk basari.

Kapişin bebek arabası bir yana savruldu, ben bir yana savruldum :( çok korkunçtu, adamları araya girip ayırdılar, STOP IT STOP IT diye çığırırken buldum kendimi. hani insan çocuğunun bebek arabasının içinde güvende olduğunu düşünüyor da, değil aslında. Neyse ortalık sakinleşince bizim menemen testileri yerlerine kuruldular bir şey olmamış gibi, diğer kadın da sinirli sinirli onlara baktı, otobüsten inerken gene de TENKS dedim kendisine, partneri kırmızı bayrak görmüş boğa gibi saldırdı maldırdı ama olsun. 

Gubidi #3: İnsan müdüründen kazık yer mi?

Benim müdürümün karısı normalde arkadaşım. Kendisi bana 3-4 ay önce 'bende fazladan katlanabilir bir bebek arabası var, vereyim mi sana?' demişti (bedava). Neyse geçen hafta bu korkunç otobüs arbedesini yaşayınca aklıma geldi, kalabalık yerlere katlanan araba ile gitmek daha mantıklı. Ben de bu sabah müdürü görünce "len Saymin, Codi bana bir bebek arabası verecekti hala duruyor mu" dedim. Ulen Allahsız herif ayak üstü hemen demez mi : aaa evet, SATIYORUZ biz onu. Sattı bana ayak üstü arabayı. Hayır aslında almayacaktım ama raincover, footmuff her şeyi tam duruyor ve yeni, çocugun dedesi almış onun yanında kalırken kullansın diye. 20 pounda aldım bunu (yenisine baktım sonra, 100 kusur bir şey) Oha ya 20 pounda tamah ediyor diye içten içe sinir olsam da sonra aman boşver, karısı bunu bana bedavaya verse gözü kalırdı pezevengin, borçlu kalacağıma vereyim parasını hahaayytt dedim. (bu arada bu müdür şu olaydaki müdür, ilk tabansızlığı değil yani) aman bir garip canım b u ingilizler. İş yerinde satılık panosu var 5-10 pound için bir şey satacaklar diye fotoğraflı ilanlar vermeler falan. Ulen bizde olsa 5-10 pounda bir şey satmaya utanacağımız gibi, "adam alır bir sorun yaşar, sonra mahçup olmayayım" der atar gidersin :) 
Hmm belki o da doğru değil ama, bilemiyorum ikisinin bir ortası olmalı. 


3 yorum:

nilufer dedi ki...

yaslilari isyana sevk etmissin:))) tekrar yazmaya baslamana cok seviniyorum

Ova dedi ki...

ahha sagol nilufer, en eski ve azimli takipçim sensin herhalde :) çok teşekkürler, sen de yazsana!

ege dedi ki...

türk insanını avrupa topraklarını komple dreamland sanma cehaletinden kurtarmak lazım ceroş. işte bu noktada senin gündelik hayat deneyimlerin hızır acil gibi yetişiyor, çok yaşayasın!